(5237 S. K. m. 7, 51, 191) (5252 S. K. m. 9) (5271 S. K. m. 232) (765 S. K. m. 36, 59, 404) (647 S. K. m. 4, 5)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Refik Çakır hakkında Siirt Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 26.05.2005 tarihinde, 2004/305 esas, 2005/489 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün süresinde sanık tarafından temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 14.03.2006 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Yargılama sürecinin yasaya uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan bütün delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak cezanın doğru şekilde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 5271 s. CMK. nun 232/2-c-d. maddesi uyarınca kararda suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi,
2- 5237 s. TCK. nun 51/7. maddesi gereğince hükümlünün denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç islemesi halinde, ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesi kararının ilk hükmü veren mahkemece verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
3- 5252 s. Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki yasa hükümlerinin tüm halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle;
Lehe olduğundan bahisle, 765 s. TCK. nun 404/2, 59, 36, 647 SK. 4 ve 5. maddeleri uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5237 s. TCK. nun 191/2. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunduran hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 191/5. maddesinde ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama halinde cezanın infaz edileceğinin belirtilmesi karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği takdirde, tedavi ve tedbirin gereklerine uymanın sanığın lehine bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında daha lehe sonuç doğuran 5237 s. Kanun'un 191/1 ve 2. fıkraları hükmü gereğince uygulama yapılması yerine yazılı biçimde hüküm kurulması;
4- Hüküm gününden sonra yürürlüğe giren ve 5560 s. Kanunla değiştirilen 5237 s. Türk Ceza Yasası ile 5252 s. Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 5349 s. Kanunla değişik 9. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 29.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy