(5271 S. K. m. 307) (5237 S. K. m. 7, 191) (5252 S. K. m. 9)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık M. Sakman hakkında A. 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 02.12.2005 tarihinde 2005/595 esas, 2005/939 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 14.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi:
Karar: 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddesinde lehe olan hüküm önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırması suretiyle belirlenir hükmü öngörülmektedir.
Söz konusu hüküm uyarınca lehe olan kanun, sadece tayin edilen ceza miktarı itibariyle değil, ilgili bütün hükümler olaya uygulanarak bulunan sonuçların sanığın lehine olup olmadığının kıyaslanması suretiyle bulunacağından, bütünüyle lehe olan kanunun uygulanması durumunda artık önceki hükümdeki para cezası miktarının kazanılmış hak teşkil etmeyeceğinin gözetilmemesi, karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- Sanık lehine olan bozmadan sonra, sanık müdafiinin bozmaya karşı diyeceklerinin sorulması için, duruşma davetiyesinin tebliğe çıkarılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle, 5271 sayılı CMK. nun 307/2. maddesine aykırı davranılması,
2- 647 sayılı Kanunun 5275 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması ve bu Kanunda gecikme zammı öngörülmemiş olması nedeniyle, para cezasının ödenmemesi durumunda gecikme zammı uygulanmasına olanak bulunmaması,
3- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy