(765 S. K. m. 404) (5237 S. K. m. 191) (5252 S. K. m. 9)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Mahmut K. hakkında İzmir 20. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 15.07.2005 gününde 2004/816 esas, 2005/837 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.03.2006 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargılama sürecinin yasaya uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan bütün delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru şekilde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- C. Savcılığınca 30.07.2004 gününde ayırma kararı verilen cezaevine uyuşturucu madde sokmak suçuna ait soruşturmanın sonucu araştırılarak; dava açılmış ise, her iki davanın birleştirilmesinden sonra delillerin birlikte değerlendirilmesi ile lehe olan yasanın belirlenmesi ve bir tüm halinde uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2- Kabule göre;
a- 5252 s. Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki yasa hükümlerinin tüm halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle;
Lehe olduğundan bahisle, 765 s. TCK. nun 404/2 ve 59. maddeleri uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5237 s. TCK. nun 191/2. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu yada uyarıcı madde bulunduran hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 191/5. maddesinde ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama halinde cezanın infaz edileceğinin belirtilmesi karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği takdirde, tedavi ve tedbirin gereklerine uymanın sanığın lehine bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında daha lehe sonuç doğuran 5237 s. Kanun'un 191/1 ve 2. fıkraları hükmü gereğince uygulama yapılması yerine yazılı biçimde hüküm kurulması;
b- 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 s. Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ait Kanunla değiştirilen 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karsısında, 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istek gibi BOZULMASINA, 24.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy