(5237 S. K. m. 192/3)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık K. Süzen hakkında Sarıgöl Asliye Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 11.10.2005 tarihinde 2004/258 esas, 2005/224 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca sanık M. Yüksel yönünden bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.03.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlatıldı. Dosya incelendi:
Karar: Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlatıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1- Hükme dayanak alınan ve fotokopi niteliğinde olan olay, yakalama, oto arama ve zapt etme tutanağının, aslına uygunluğunun onaylanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK. nun 169. maddesine aykırı davranılması;
2- Dosya kapsamına göre; hakkında suç ihbarı bulunmayan sanığın, başka kişilerle birlikte içerisinde bulunduğu ve sürücüsü ya da sahibi olmadığı araçta yapılan arama sonucunda, bagaj bölümünde ele geçirilen suça konu esrarın kime ait olduğunun anlaşılamadığı bir aşamada, kendisine ait olduğunu söyleyerek suçunun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım ettiğinin anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK. nun 192/3. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy