(5320 S. K. m. 8) (765 S. K. m. 59, 404) (5237 S. K. m. 7, 191) (5252 S. K. m. 9) (647 S. K. m. 4)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Hüseyin Tekin hakkında Fethiye 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 10.03.2005 gününde 2003/625 esas, 2005/174 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği ve Yargıtay C. Başsavcılığınca 5320 sayılı Kanun'un 8/2. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 14.06.2005 gün ve 10/2005-113504 sayılı yazı ile 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının genel ve özel kısımlarında yer alan yeni ve değişik düzenlemelerin mahkemesince değerlendirilmesi için dosyanın mahalline iade edildiği, iade üzerine yeniden duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 14.09.2005 tarihinde, 2005/540 esas, 2005/576 karar sayı ile 765 sayılı TCK. nun sanığın lehine olduğu gerekçesi ile, 765 sayılı TCK. nun 404/2, 59/2 ve 647 sayılı Kanun'un 4. maddelerinin sanık hakkında uygulanmasına karar verildiği, kararının süresinde sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 21.03.2006 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargılama sürecinin yasaya uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan bütün delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru şekilde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9 maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki yasa hükümlerinin tüm halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle;
Lehe olduğundan bahisle, 765 sayılı TCK. nun 404/2, 59 ve 647 sayılı Kanun'un 4. maddeleri uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de; 5237 sayılı TCK. nun 191/2. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu yada uyarıcı madde bulunduran hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 191/5. maddesinde ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama halinde cezanın infaz edileceğinin belirtilmesi karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği takdirde, tedavi ve tedbirin gereklerine uymanın sanığın lehine bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında daha lehe sonuç doğuran 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 2. fıkraları hükmü gereğince uygulama yapılması yerine yazılı biçimde hüküm kurulması;
2- 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Ait Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istek gibi BOZULMASINA, 29.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy