(5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 50) (647 S. K. m. 4) (5237 S. K. m. 7, 191)
Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Ahmet D. hakkında Fatih 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 22.07.2005 gün ve 2004/1439 esas, 2005/597 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 25.01.2006 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
5252 sayılı Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Yasanın 9/3. maddesi hükmüne aykırı olarak; 5237 sayılı TCK. lehe kabul edilerek uygulama yapıldığı halde, hapis cezası para cezasına çevrilirken, TCK. nun 50/1-a maddesi yerine, 647 sayılı Yasa'nın 4. maddesinin uygulanması karşı temyiz bulunmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yargılama sürecinin yasaya uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan bütün delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdani kanının dosya içerisindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru şekilde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak:
1- 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına ait Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşürülmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması.
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
a- Sanık hakkında TCK. nun 191/2. maddesi gereğince yalnızca denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verildikten sonra, hükmün 7. bendinde, tedavi tedbiri de eklenerek, hüküm fıkrasında çelişki oluşturulması,
b- 5237 sayılı TCK. nun 191/2-3-4 fıkralarının uygulanması sırasında, sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi yerine, infazı kısıtlayacak şekilde, sanığın Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesinin ilgili bölümünde denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına, sanık için rehberlik edecek uzman kişilerin listesinin de yine bu hastaneden istenilmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, 23.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy