(5271 S. K. m. 6, 169, 191)
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık H. hakkında Keşan Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 01.12.2005 tarihinde 2005/610 esas, 2005/639 karar sayı ile mahkûmiyet kararı verildiği; hükmün sanık ve o yer C. Savcısı tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 04.04.2006 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 10 maddesi hükmüne göre, atılı suça ilişkin davaya bakmak görevi Sulh Ceza Mahkemesinin görev alanı içerisinde bulunmakta ise de, Mahkemece iddianamenin kabulüne karar verilmiş olması ve 5271 sayılı CMK'nın 6. maddesi hükmü karşısında, görevsizlik kararı verilmemiş olması yasaya uygundur.
Yargılama sürecinin kanuna uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı; vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı; eyleme uyan suç tipi ile artırma ve indirme nedenleri tartışılarak yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve o yer C. Savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak:
1- Hükme dayanak alınan ve fotokopi niteliğinde olay tutanağının, aslına uygunluğunun onaylanmaması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 169. maddesine aykırı davranılması,
2- Uyuşturucu madde kullanan ve bu amaçla bulunduran sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 191/2-5. maddesi uyarınca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunduğu gözetilmeksizin, takdiren uygulanmamasına karar verilmesi,
3- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık ve o yer C. Savcısının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 05.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy