(5237 S. K. m. 7, 62, 191) (5252 S. K. m. 9) (765 S. K. m. 59, 404)
Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Murat Ötün hakkında İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 16.09.2005 gün ve 2005/240 esas, 2005/258 karar sayı ile 765 sayılı TCK. uyarınca mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulması isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 07.02.2006 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Yargılama sürecinin yasaya uygun olarak yapıldığı; aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan bütün delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı; eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Ait Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşürülmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karsısında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2- Kabule göre de;
5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili tüm hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karsısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki yasa hükümlerinin tüm halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır.
Mahkemece bu uygulama yapıldığında; 765 sayılı TCK. nun 404/2. ve 59. maddelerinin uygulanması sonucu sanık hakkında 10 ay hapis cezasına hükmedilmiştir. Sanığın eylemine 5237 sayılı Yasanın 191. ve 62. maddelerinin uygulanacağı varsayıldığında ise, hapis cezası yönünden aynı sürede ceza ortaya çıkmasına rağmen, sanık hakkında hapis cezasının yanı sıra 5237 sayılı Yasanın 191/2. fıkrası gereğince denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesi gerekecektir. Yine 5237 sayılı TCK. nun 191/5. fıkrası gereğince denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymaması halinde sanık hakkındaki hapis cezası infaz edilecektir. Bk başka anlatımla, 765 sayılı TCK. nun lehe olduğu kabul edilirse hükmedilen hapis cezası mutlaka infaz edileceği halde, 5237 sayılı Kanun'un lehe olduğu kabul edilerek hükmedilecek hapis cezası denetimli serbestlik tedbirine uymadığı takdirde infaz edilebilecektir. Bu halde 5237 sayılı Yasanın uygulanmasının sanığın lehine olduğu kabul edilmelidir.
Sanığın eylemine uyan 5237 sayılı TCK. nun 191. ve 62. maddeleri hükmü gereğince cezalandırılması, hakkında denetimli serbestlik hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi yerine, lehe olduğu kabul edilerek 765 sayılı TCK. nun 404/2. ve 59. maddeleri uygulanarak yazılı biçimde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, hükmün BOZULMASINA, 30.01.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy