(765 S. K. m. 403/5, 55/3, 59/2) (5237 S. K. m. 7/3, 188/3, 31/3, 62) (5275 S. K. m. 107/5, 98/1)
Satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hükümlü
.'ın 765 sayılı TCK'nın 403/5, 55/3 ve 59/2. maddeleri uyarınca 2 yıl 2 ay 20 gün ağır hapis, 192.656.000.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2003 gün ve 2003/201 esas, 2003/191 karar sayılı hükmünün infazı aşamasında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden yapılan başvuru üzerine, aynı mahkemece yapılan inceleme sonucunda verilen 07.11.2005 gün ve aynı sayılı ek karar ile, hükümlünün lehine olduğu gerekçesi ile 5237 sayılı TCK'nın 188/3, 31/3 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 1 ay hapis ve 141.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği; 07.11.2005 tarihli bu kararın infazı sırasında, Çarşamba C. Başsavcılığınca, hükümlünün 2003 yılında tutuklu olarak geçirdiği sürede 18 yaşının altında olması nedeniyle 5275 sayılı Kanun'un 107/5. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı ve cezanın infazında, 647 sayılı Kanun ile 5275 sayılı Kanun'un karma veya bütünüyle uygulanıp uygulanmayacağı konusunda anılan mahkemeden görüş istendiği; mahkemece, 26.12.2005 gün ve 2005/572 müteferrik sayılı karar ile, infaz kanunlarının karma uygulanmasının mümkün olmadığı, her iki kanunun bütünüyle uygulanması durumunda ise hangi kanunun lehe olduğu konusunda mahkemece bir karar verilmesine gerek olmadığı, C. Savcılığınca her iki infaz kanununa göre müddetname tanzim edilerek, hangisinin sanık lehine olduğunun belirlenmesinin mümkün olduğu gerekçesi ile hangi yasanın uygulanacağı konusunda açık bir görüş belirtilmediği; söz konusu bu karara C. Savcılığınca itiraz edilmesi üzerine, itiraz mercii Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.01.2006 gün ve 2006/2 değişik iş sayılı karan ile, konuya ilişkin yerleşmiş bir içtihadın bulunmadığı, yapılacak infazın hükümlü lehine kazanılmış hak teşkil edemeyeceği, eksik infazın yapılması halinde ise ileride telafisinin mümkün olması nedeniyle ve hükümlünün ileride hak mahrumiyetine uğramaması için ceza infaz kurumunda 18 yaşın altında geçirdiği sürelerin infazının 647 sayılı Kanun uyarınca yapılmasına ve hükümlü hakkında 5275 sayılı Kanun'un 107/5. maddesinin uygulanarak infazın yapılmasına karar verildiği; bu kararın CMK'nın 309. maddesi uyarınca bozulması isteğine ilişkin Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01.03.2006 gün ve 8693 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.04.2006 gün ve K.Y.B. 2006/40729 sayılı tebliğnamesi ile dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı; dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre;
1) 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98/1. maddesindeki ...... çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehine olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir. şeklindeki düzenleme karşısında, hükmü veren Çarşamba Ağır Ceza Mahkemesince çektirilecek cezanın belirlenmesi için bir karar verilmesi gerektiği,
2) 5275 sayılı Kanun'un 107/5. maddesi uyarınca koşullu salıverilmenin hesaplanmasında, hükümlünün 18 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçireceği 1 gün, 2 gün olarak hesaplanacak ise de, 5237 sayılı Kanun'un 7/3. maddesinde koşullu salıverilme hükümleri hariç, infaz rejimine ilişkin hükümlerin derhal uygulanacağının belirtilmiş olması karşısında, lehe kanun uygulaması bakımından, cezaevinde geçirilecek sürenin hesaplanmasında ve koşullu salıverme tarihinin tespitinde, belirlenecek lehe Kanun'un bütünüyle uygulanması gerekeceği, ancak 107/5. maddesindeki düzenlemenin de 18 yaşından küçük hükümlüler için lehe olduğu, somut olayda ise 21.09.2004 tarihinde yakalanarak cezaevine alınan sanığın 5275 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği, 01.06.2005 tarihinde 18 yaşını ikmal etmiş olduğu, bu sebeple hakkında anılan Kanun'un 107/5. maddesinin uygulanma imkanı bulunmadığı;
Gözetilmeden itirazın bu yönlerden kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin anılan kararının bozulması istenmiştir.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un yürürlüğe girdiği 01.06.2005 tarihinden önce işlenen suçlara ilişkin cezaların infazı sırasında, 647 ve 5275 sayılı Kanunlarından hangisinin lehe olduğu belirlenirken, karma uygulama yapılması mümkün olmayıp, her iki kanunun bütünüyle uygulanarak sonuçlarının birbiriyle karşılaştırılması gerekmektedir.
Bu durumda, CMK'nın 271. maddesi uyarınca itiraz konusu hakkında da karar vermekle yükümlü Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesince,
a) 647 sayılı Kanuna göre yapılacak hesaplamaya göre bulunan sonucun,
b) 5275 sayılı Kanun uyarınca ve sanığın 18 yaşını dolduruncaya kadar tutuklu ve hükümlü olarak infaz kurumunda geçirdiği sürelerin aynı Kanun'un 107/5. maddesi uyarınca bir gün iki gün olarak sayılarak hesaplama yapılması suretiyle bulunacak sonuç ile kıyaslanması,
Kıyaslama sonucunda lehe kabul edilen kanuna göre, 5275 sayılı Kanun'un 98/1. maddesi uyarınca çektirilecek cezanın belirtilmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 03.01.2006 gün ve 2006/2 değişik sayılı kararının 5271 sayılı CMK'ın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; dosyanın müteakip işlemlerin yapılması için anılan mahkemeye gönderilmek üzere, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 29.05.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy