(7201 S. K. m. 19) (Tebligat Tüzüğü m. 25, 26 )
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık'ın 5237 sayılı TCK.'nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 51. maddesi gereğince sanığın cezasının ertelenmesine ve 191/2. maddesi uyarınca da tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ilişkin G. Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2005 gün ve 2004/553 esas, 2005/506 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 04.04.2006 gün ve 14446 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02.05.2006 gün ve 2006/70243 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesinde genel olarak hapis cezasının ertelenmesini ve denetimli serbestlik hükümlerini, 51. maddesinin 6. fıkrasında ise cezası ertelenen hükümlülerin denetim süresini herhangi bir yükümlülük veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilebileceğine ilişkin düzenlemenin bulunduğu,
Anılan Kanunun 191. maddesinin 2,3,4. fıkralarında da erteleme hükmü verilmeyen uyuşturucu madde kullanan kişiler hakkında özel denetimli serbestlik hükümlerinin düzenlendiği,
5237 sayılı Kanun'un 191. maddesindeki hükümler ile 51. maddesinin 6. fıkrasının birlikte uygulanmasının mümkün olmadığı, bu nedenle sanık hakkında belirlenen 10 ay hapis cezasının, hem 5237 sayılı Kanun'un 5111. maddesi uyarınca ertelenmiş, hem de anılan Kanun'un 191/2. maddesi gereğince denetimli serbestlik altında bulundurulmasına karar verilmiş olmasında isabet görülmemiştir. denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 19 ve Tebligat Tüzüğü'nün 25. maddeleri uyarınca, tutuklu ve hükümlülere ait cezaevi adresine çıkarılan tebligat bizzat kendilerine yapılır. Bu tebliği, hükümlü veya tutuklunun bulunduğu cezaevi veya müessese müdürü, bunlar da yoksa orayı idare eden memur temin eder, ancak tebligat bu kişilere yapılamaz. Bu görevliler hükümlü veya tutuklunun tebligatı alması için aranıp bulundurulmasını sağlarlar. Ancak, bir yıl veya daha fazla hürriyeti bağlayıcı ceza ile mahkum olanlara ait tebligat, Tebligat Tüzüğü'nün 16. maddesi gereğince, hükümlünün yasal temsilcisine (vasisine) yapılır.
Sonuç: Bu açıklamalar ışığında yapılan incelemede; sanığın yokluğunda verilen kararın tebliği için çıkarılan davetiyenin, sanığın bulunduğu Bayrampaşa Cezaevine sevk edildiği ve burada, yukarıda belirtilen işlemler yerine getirilmeksizin, evrak memuruna teslim edilmesi suretiyle usulüne aylan olarak tebliğ edildiğinin anlaşılması ve sanığın usulsüz bu tebligattan haberdar olup olmadığının da dosya kapsamından tespit edilememesi karşısında, yasaya uygun olarak tebliğ edilerek kesinleştirilmemiş, bu nedenle de sanık tarafından temyiz olanağı bulunan söz konusu hüküm aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulması mümkün olmadığından, talebinin 5271 sayılı CMK.'nın 309. maddesi uyarınca reddine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına tevdiine, 26.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy