(5237 S. K. m. 75) (5271 S. K. m. 309)
Çek defterlerini geri vermemek suçundan sanık S
'nin 3167 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi uyarınca 350.-TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.03.2006 gün ve 2005/1480 esas, 2006/274 karar sayılı hükmü aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 10.05.2006 gün ve 20068 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 01.06.2006 gün ve 2006/103737 sayılı tebliğnamesi ile dosya Dairemize gönderilmekle incelenip, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Sanığın üzerine atılı suçun kabul edilen niteliğine ve uygulanan kanun maddesine göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 75. maddesi kapsamına girip ön ödemeye tabi bulunduğu, Cumhuriyet Savcılığınca usulüne uygun ön ödeme ihtarı yapılmadan kamu davası açılmış olunduğu cihetle, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Ceza Genel Kurulunun 11.04.1983 tarihli ve 1983/2-2 sayılı kararı uyarınca, Sulh Ceza Mahkemesince sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtaratı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun sanığın yokluğunda duruşma başlıklı 195. maddesi dikkate alınarak sanığın yokluğunda hüküm kurulmuş ise de, yapılan tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca geçerli olmadığı anlaşıldığından, usulüne uygun davetiye çıkarılmaksızın sanığın savunma hakkını kısıtlar mahiyette hüküm kurulmasından, isabet görülmemiştir. denilerek, anılan hükmün bozulması istenmiştir.
Sanığa usulüne uygun olarak ön ödeme ihtaratı yapılmadığı gibi; sanığın duruşmaya çağrısı için gönderilen 5271 sayılı CMK'nın 195. maddesindeki uyarıyı içeren davetiyenin, adresin sokak numarasının farklı yazılması nedeniyle, sanığın adreste tanınmadığı, muhtarlık kayıtlarının da bulunmadığı açıklaması ile iade edilmesine karşın, sanığın adresi doğru olarak yazılıp, yeniden davetiye tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, usulsüz tebligata dayanılarak ve bu nedenle sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı biçimde hüküm kurulması yasaya aykırı olduğundan,
Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünceler yerinde görüldüğünden; Fatih 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 28.03.2006 gün ve 2005/1480 esas, 2006/274 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309/4-b maddesi gereğince, dosyanın, müteakip işlemlerin yapılması için anılan mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına TEVDİİNE, 28.12.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy