(3167 S. K. m. 3, 5)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık İsmail Hakkı H. hakkında Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 29.03.2005 tarihinde, 2004/120 esas, 2005/397 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık tarafından süresi içinde temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 12.09.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Beyoğlu 25. Noterliğince düzenlenen, 24.05.2002 tarihli ve 25327 yevmiye numaralı vekâletname içeriğine göre; sanığa hesap sahibi şirket adına çek imzalama yetkisi verilmiş olduğunun anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki bozma düşüncesi benimsenmemiştir. Ancak;
1- Mahkemece, sanığın savunmasının alınmadığı ve Tebligat Kanunu'na uygun olarak tebliğ edilen çağrı kağıdında 1412 sayılı CMUK. nın 225. maddesinde (5271 sayılı CMK'nın 195. maddesinde) öngörülen, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda yargılamaya devam edileceği yönündeki yasal uyarının yer almadığı gözetilmeksizin, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin 2. fıkrası ile 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca hazırlanarak 09.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesine göre; 4814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinden önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 tarihine kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olmasının çekin geçerliliğini etkilemeyeceği, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenen çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise çekin geçerli olmayacağı kabul edildiğinden; keşide tarihi 24.10.2003 olan ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çekin, belirtilen dönemde ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediği ve muhatap banka tarafından hesap sahibi şirketin elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediği araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik soruşturma ile mahkûmiyet kararı verilmesi,
3- Kabule göre;
a) Ağır para cezasının; hükümden sonra yürürlüğe giren 5252 sayılı Kanun'un 5. maddesi ve 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca, adli para cezasına dönüştürülmesinde ve Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b) 647 sayılı Kanunun 5275 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılması ve bu Kanunda gecikme zammı öngörülmemiş olması nedeniyle, para cezasının ödenmemesi durumunda gecikme zammı uygulanmasına olanak bulunmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 13.04.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy