(5237 S. K. m. 7, 191) (5271 S. K. m. 38) (5252 S. K. m. 9) (YCGK 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık B..... H.... K.... hakkında M..... Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 01.06.2005 tarihinde 2001/85 esas, 2003/12 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün Dairemizin 10.02.2004 tarihli ve 2003/8795 esas, 2004/1127 karar sayılı ilamı ile verilen düzeltilerek onama kararı ile kesinleştiği; hükmün infazı aşamasında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle, lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden C. Savcılığınca yapılan başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01.06.2005 tarihinde, aynı sayı ile 1.428.401.520.-TL ağır para cezasının 1.200.-YTL adli para cezası olarak infazına karar verildiği, kararının o yer C. savcısı tarafından temyiz edildiği; Yargıtay C. Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 19.09.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
5271 sayılı CMK'nın Cumhuriyet Savcılığına yapılan tebligat başlıklı 38. maddesinde, Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan tebligat, tebliği gereken evrakın aslının verilmesi suretiyle olur. Tebliğ ile bir süre işlemeye başlıyorsa verildiği gün, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından evrakın aslına yazılır. hükmü öngörülmekte olup; temyiz isteğine konu ek kararın aslına, o yer C. Başsavcılığına verildiği günün C. Başsavcılığınca yazılmamış olması karşısında, kararın usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği; bu nedenle, temyiz dilekçesinin sunulduğu günün, usulsüz tebligattın, öğrenilerek geçerlilik kazandığı gün ve temyiz dilekçesinin de süresinde yapılmış bir temyiz isteği olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
I- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih ve 2005/ 162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, lehe kanunun saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılması gerekiyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa, duruşma yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğunun kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi ancak diğer durumlarda mümkündür.
5237 sayılı TCK'nın lehe kabul edilmesi halinde; anılan Kanun'un 191. maddesi uyarınca, hapis cezasından ayrı olarak denetimli serbestlik tedbiri ve tedaviye hükmedilmesi gerekip gerekmediğinin tartışılmasında ve tedaviye hükmedilebilmesi için de, sanığın suç tarihinde ve öncesinde uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığının belirlenmesinde zorunluluk bulunması; böylelikle, anılan maddede hapis cezasına seçenek yaptırımların bulunması ve tedavi uygulanması için belirtilen şekilde inceleme ve duruma göre araştırma yapılmasının gerekmesi nedeniyle, lehe olan hükümlerin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığı halde, duruşma açılması gerekirken duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu karar verilmesi,
II- Kabule göre;
A) 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesinin Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırması suretiyle belirlenir. hükmüne aykırı olarak, karar gerekçesinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanununa göre takdir edilen hapis veya para cezaları ile uygulama sonucu gösterilmeden ve her iki yasaya göre yapılan uygulama sonuçları karşılaştırılıp somutlaştırılmadan, yazılı şekilde karar verilmesi,
B) 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında;
1- Birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden önce;
aa) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine,
bb) Kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği,
2- Tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, o yer C. Savcılığının temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 08.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy