(3167 S. K. m. 7, 16) (1412 S. K. m. 225, 321) (5271 S. K. m. 195) (7201 S. K. m. 35) (5083 S. K. m. 1, 2) (5252 S. K. m. 5) (647 S. K. m. 5)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık ……. hakkında İzmir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nce yapılan yargılama sonucu, 03.02.2005 tarihinde 2004/1048 esas ve 2005/26 karar sayı ile kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 25.10.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Gerekçeli kararın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşıldığından, temyiz isteğinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemeye göre:
4814 sayılı Yasa ile 3167 sayılı Yasa’nın 7. maddesinde yapılan değişiklikle, hesap sahibine düzeltme hakkını kullanması için ihtarname tebliği zorunluluk olmaktan çıkmış olması karşısında, tebliğnamedeki 1 numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
4814 sayılı Kanunla değişik 3167 sayılı Kanun’un 16/4. maddesindeki her çek yaprağının ayrı bir suç oluşturacağına ilişkin hükmü karşısında, davaya konu çek sayısınca çek hesabı açtırmaktan yasaklılığa karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, suç tarihi itibarıyla ve karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
1- Sanık için CMUK’nın 225. (CMK’nın 195.) maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanunu’nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda, bu kez Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; doğrudan sözü edilen 35. maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması suretiyle, sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanık müdafii temyiz dilekçesinde; suça konu çeklerin sanığın elinden silah zoru ile gasbedildiğini, bu hususta İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/169 esas ve İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/139 esas sayılı dosyalarında ilgililer hakkında gasp ve cürüm işlemek için çete oluşturmak suçlarından yargılamanın devam ettiğini belirtmesi ve ikinci ciranta olan …… oto San. Ltd.Şti. ile üçüncü ciranta ….. cirolarının sahte olduğunu bildirip İzmir 5. İcra Mahkemesinin 2004/557 esas sayılı dosyasında alınan 25.04.2005 tarihli bilirkişi raporu örneği ile iddianame örnekleri sunması karşısında; Ağır Ceza Mahkemelerinin ilgili dava dosyalarının getirtilip, tarafları ve sonucunun belirlenmesinde; İcra Mahkemesi dosyası da incelenerek ciro zincirinde kopukluk olup olmadığının, dolayısıyla katılanın şikâyet hakkının bulunup bulunmadığının saptanmasında ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tartışılmasında zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre;
a-) Ağır para cezasının; 5083 sayılı Kanun’un 1 ve 2, 5252 sayılı Kanun’un 5/1 maddeleri ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
b-) 5275 sayılı Kanunla yürürlükten kalkmış bulunan 647 sayılı Kanunun 5/5. maddesi uyarınca para cezasının ödenmemesi durumunda, “gecikme zammı” uygulanmasına karar verilmesi,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.10.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)