(3167 S. K. m. 16) (5941 S. K. m. 5, 9) (5237 S. K. m. 2, 7) (5083 S. K. m. 1) (Yeni Türk Lirası Ve Yeni Kuruşta Yer Alan Yeni İbarelerinin Kaldırılmasına Ve Uygulama Esaslarına İlişkin Karar m. 1)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık O. G. hakkında Ankara 12. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 16.03.2006 tarihinde 2003/1125 esas ve 2006/142 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 28.11.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Suça konu çeke ait hesabın sahibi olan sanık savunmasında ve temyiz dilekçesinde, suça konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, çekin rızası dışında M. G., A. E., G. E. ve F. Y. tarafından kullanıldığını ileri sürmesi, çekteki keşideci imzası ile imza sirkülerindeki imzalar arasında benzerlik bulunmadığının görülmesi karşısında; ilk ciranta dinlenilerek çeki kimden ve ne sebeple aldığı hususu açıklığa kavuşturup, çekin sanığın elinden rızası dışında çıkıp çıkmadığı ve suça konu çekteki keşideci imzasının, yazı ve rakamların sanığa ait olup olmadığı saptandıktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Dosyadaki çek fotokopisinden şikayetçi H. D.'ın cirosunun sonradan sıkıştırılmış görünümde olması ve ihtar mektubunun da bulunmaması karşısında, çekin aslı ile muhatap bankadan ibraz anında alınan tasdikli fotokopisi getirtilerek ibrazdan önce şikayetçinin cirosunun bulunup bulunmadığı dolayısı ile şikayet hakkına sahip olup olmadığı araştırıldıktan sonra hukuki durumun tayin ve takdiri gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesi gereği,
4- Kabule göre; adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 18.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy