(5271 S. K. m. 195) (7201 S. K. m. 35) (5237 S. K. m. 2, 7) (3167 S. K. m. 16)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık M.G. hakkında Şişli 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 24.03.2006 tarihinde 2005/293 esas ve 2006/180 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün üst Cumhuriyet Savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 28.11.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Karar: 1- Sanığın sorgusu için CMK'nın 195. maddesi gereğince düzenlenecek uyarılı davetiyenin; sanığın öncelikle bilinen son adresine (sanığın Mahkemeye bildirdiği veya daha önce kendisine geçerli bir tebligat yapılmış olan ya da Tebligat Kanunu'nun 35/son maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sanık tarafından bildirilmiş bulunan adrese) gönderilmesi; tebligat memurunca, sanığın adresini değiştirmesi ve yeni adresinin belirlenememesi nedeniyle davetiyenin tebliğ edilemeyerek iade edilmesi durumunda bu kez Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden; sözü edilen 35. maddeye göre yapılan usulsüz tebligata dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulması suretiyle savuma hakkının kısıtlanması,
2- 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı çek kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3- Kabule göre;
a) Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 4814 sayılı Kanun'la değişik 16. maddesinin son fıkrasında kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturur hükmüne yer verilmiş olması nedeniyle, her çek için ayrı ayrı ceza tayin edilip, ayrı ayrı çek hesabı açtırmaktan yasaklama kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Hükmolunan adli para cezasının; 5083 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu'nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet Savcısı'nın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükmün istem gibi BOZULMASINA, 13.01 2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy