(5237 S. K. m. 7, 191) (5252 S. K. m. 9) (YCGK. 27.12.2005 T. 2005/3-162 E. 2005/173 K.)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Ali Kalkan hakkında Aksaray 1. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 14.06.2001 tarih ve 2000/440 esas, 2001/452 sayılı kararla 765 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyet hükmü kurulduğu, hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 19.11.2001 tarih ve 2001/24717 esas, 2001/23671 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği; 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesinden sonra talep üzerine Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu, 05.10.2005 tarih 2000/440 esas,2001/452 sayılı ek karar ile 5237 sayılı TCK. ile getirilen düzenlemenin hükümlü lehine olmadığından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, önceki hükmün aynen infazına karar verildiği; kararın hükümlü tarafından temyiz edildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle tebliğname ekinde 11.04.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 05.10.2005 tarihli ek kararın hükümlüye tebliğinin usulüne uygun yapılmadığı görülerek, temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 27.12.2005 gün ve 2005/3-162 esas, 2005/173 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere lehe yasanın saptanıp uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, kanıt toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki yasayla doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılması zorunludur. Evrak üzerinde inceleme yapılabilmesi ise ancak belirtilen haller dışında söz konusu olabileceğinden 5252 sayılı Kanunun 9/1 maddesi uyarınca uyarlama kararının duruşmalı olarak verilmesinde zorunluluk bulunması,
2- 5252 sayılı Kanun'un lehe olan hükümlerin uygulanmasında usul başlıklı 9. maddesinin 3. fıkrasındaki lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir hükmü karşısında, sanık lehine olan cezanın belirlenebilmesi, mahkemesince her iki kanun hükümlerinin bütün halinde olaya uygulanmasıyla mümkün olacaktır. Bu nedenle;
5237 sayılı TCK'da lehe düzenleme bulunmadığından bahisle hükümlü hakkında 5237 sayılı TCK. nun 7. maddesi gereğince yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de; 5237 sayılı TCK. nun 191/2. maddesi uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, kullanmamakla birlikte kullanmak için uyuşturucu ya da uyarıcı madde bulunduran hakkında denetimli serbestlik tedbirine hükmolunacağı, 191/5. maddesinde ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmama halinde cezanın infaz edileceğinin belirtilmesi karşısında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedildiği takdirde, tedavi ve tedbirin gereklerine uymanın sanığın lehine bir düzenleme olduğu anlaşıldığından, sanık hakkında daha lehe sonuç doğuran 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 2. fıkraları hükmü gereğince uygulama yapılması yerine yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanunla değiştirilen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, cezaya hükmedilmeden önce, tedaviye ve/veya denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde açılmış olan davanın düşmesine hükmedileceği öngörülmüştür.
Belirtilen bu değişiklik karşısında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesi uyarınca; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün istem gibi BOZULMASINA, 07.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy