(5237 S. K. m. 188/5, 220) (765 S. K. m. 403/7)
Teşekkül halinde uyuşturucu madde imal etmek suçundan sanıklar D. Özdemir, N. Polat, A. Morgül, M. Buzunoğlu, B. Balkan ve K. Bingöl'ün İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesince yapılan yargılanmaları sonunda; 11.07.2007 tarih, 2001/100 esas ve 2002/193 sayılı kararı ile 765 sayılı TCK. hükümleri uyarınca; mahkumiyetlerine ilişkin verilen ve resen de temyize tabi olan kararın sanıkların müdafileri tarafından temyizi üzerine Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 27.03.2003 tarih ve 2002/28816 esas 2003/4137 sayılı ilamı ile düzeltilerek onanmakla kesinleştiği, 5237 sayılı TCK. nun yürürlüğe girmesinden sonra talep üzerine İzmir 8. Ağır Ceza Mahkemesince duruşma açmaksızın dosya üzerinde 23.05.2006 tarih ve 2001/100 esas, 2002/193 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK. hükümleri uyarınca mahkumiyetlerine ilişkin re'sen temyize tabi ek kararın verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 17.01.2007 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.12.2005 tarih ve 2005/162-173 sayılı kararında belirtildiği üzere; 5252 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince, lehe kanunun saptanıp uygulanması için; herhangi bir inceleme ve araştırma yapılması, kanıt toplanması, takdir hakkının kullanılması gerekiyorsa yada cezanın kişiselleştirilmesine veya hapis cezasına seçenek yaptırımlara ilişkin bir hükmün uygulanması olanağını sonraki kanun sağlamışsa, duruşma yapılması zorunludur. Sonraki kanunun lehe olduğunun kabul edilerek derhal uygulanması ve buna bağlı olarak duruşma yapılmaksızın da karar verilebilmesi ancak diğer durumlarda mümkündür.
Buna göre; önceki ve sonraki kararda temel hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırın üzerinde tayin edildiği gibi, kesinleşmiş olan hükümde 765 sayılı TCK. nun 403/7. maddesinin uygulanması, uyarlama talebi üzerine ise 5237 sayılı TCK. nun 220. maddesi anlamında bir örgütün bulunmadığının ve buna bağlı olarak aynı kanunun 188/5. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığının tartışılarak kabul edilmesi nedeniyle, lehe olan hükümlerin derhal uygulanmasının koşulları bulunmadığı halde, duruşma açılması gerekirken duruşmasız olarak yapılan inceleme sonucu karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, resen temyize tabi olan 23.05.2006 tarihli ek kararın diğer yönleri incelenmeksizin istem gibi BOZULMASINA, 01.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy