(5237 S. K. m. 7, 191) (7201 S. K. m. 32, 35) (Tebligat Tüzüğü m. 25, 55)
Dava: Uyuşturucu madde devretmek ve kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından sanık Hasan, kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık Mehmet hakkında Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 25.09.2006 tarihinde 2006/178 Esas ve 2006/386 Karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanık Hasan müdafii ve sanık Mehmet tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bozma isteyen tebliğnamesi ile 15.05.2007 tarihinde dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
Karar: Gerekçeli kararın, Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 25. ve 55. maddelerine uygun şekilde tebliğ edilmediğinin anlaşılması karşısında; Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi gereğince sanığın 07.12.2006 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan temyiz incelemesinde;
16.09.2004 tarihli olay, fiziki takip, yakalama ve zapt etme tutanağı içeriği, suça konu maddelerin ele geçiriliş şekli ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak tebliğnamedeki (2) numaralı bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir. Ancak;
1- Olay, fiziki takip yakalama ve zapt etme tutanağı, suça konu maddelerin miktarı ve ele geçiriliş şekli, sanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşturucu madde sattığı veya uyuşturucu madde sağlanmasına aracılık ettiği hususunda hakkında delil bulunmayan sanık Hasan'ın, nereden temin ettiği belirlenemeyen suça konu esrar maddesini olay tarihinde diğer sanıklarla birlikte içmek şeklinde gerçekleşen eyleminde, suça konu uyuşturucu maddenin mülkiyetini devretme iradesi bulunmadığı, sanık Hasan'ın eyleminin bir bütün olarak kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden, hem uyuşturucu madde devretmek suçundan hem de kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçundan ayrı ayrı hüküm kurulması,
2- Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan sanıklar hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması;
3- Kabule göre;
a) Tedavi ve denetimli serbestlik tedbirleri, farklı nitelikteki tedbirler olup; 5237 sayılı TCK'nın 191/3. maddesi uyarınca atanan ve hükümlülere rehberlik edecek uzmanın, anılan maddede belirtilen ve denetimli serbestlik tedbiri kapsamında olan görevleri yerine getireceği ve yine; 5237 sayılı TCK'nın 191/2-3. maddelerinin uygulanması sırasında, sanıklar hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesiyle yetinilmesi ve görev yapacak rehberin belirlenmemesi gerektiği gözetilmeksizin; infazda karışıklığa yol açacak şekilde, tedavi süresince Cumhuriyet Savcılığı'nca hükümlünün rehberliğini yapmak üzere bir uzman görevlendirilmesine karar verilmesi,
b) Her iki sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin (1) numaralı fıkrası uygulanırken, TCK'nın 53/1-c maddesindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından hapis kalacağı süre içersinde, 53/1. maddesindeki diğer haklardan ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar mahrum bırakılmasına karar verilerek, sözü edilen maddenin (2) ve (3) numaralı fıkralarına aykırılık oluşturulması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık Hasan müdafii ve sanık Mehmet'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin istem gibi BOZULMASINA, 03.02.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy