(2709 S. K. m. 40) ( 5271 S. K. 34, 231, 232) (5941 S. K. m. 3, 9) (3167 S. K. m. 16) (5237 S. K. m. 2, 7)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık M. Y. hakkında İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 22.06.2006 tarihinde 2005/939 esas ve 2006/681 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığımın bozma isteyen tebliğnamesi ile 17.09.2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında, başvurulacak kanun yolunun, başvuru yapılacak merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; incelemeye konu hükümde ve hükmün tebliği sırasında, kanun yoluna başvuru şekli ve sürenin ne zaman başlayacağı açıkça belirtilmemiş olması ve gerekçeli kararın sanığa Tebligat Kanununun 35. maddesindeki yönteme uygun olarak tebliğinin yapılmaması nedenleriyle; sanığın temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 12.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy