(5237 S. K. m. 191) (5271 S. K. m. 170, 174, 309)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan şüpheliler Rıza Yıldırım ve Savaş Canbulat hakkında yapılan soruşturma sonucunda düzenlenen Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 05.08.2008 gün ve 2008/3828 soruşturma, 2008/1857 esas, 2008/841 iddianame sayılı iddianamesinin, 5271 sayılı CMK. nun 174. maddesi uyarınca iadesine ilişkin Kırıkkale 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 08.08.2008 gün ve 2008/419 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itiraz üzerine, kararın yerinde görülerek itirazın reddine dair Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.08.2008 gün ve 2008/184 değişik iş sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 27.10.2008 gün ve 53580 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 19.11.2008 gün ve 2008/230653 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Yargıtay Altıncı Ceza Dairesinin 27.12.2005 tarihli ve 2005/16219-12658 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/3. maddesinde, iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun'un 174/1. maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, şüphelinin uyuşturucu maddeyi kullanıp kullanmadığının ve tedaviye ihtiyacı bulunup bulunmadığı konusunda rapor aldırılmamasının iddianamenin iadesi sebebi olarak sayılmadığı, ayrıca, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170/2. maddesinde öngörülen Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. hükmü uyarınca dava açılmış bulunmasına binaen, mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilebileceği ve kovuşturma aşamasında da söz konusu raporun merciinden alınabileceği dikkate alınmaksızın itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, anılan kararının bozulması istenmiştir.
Şüpheliler hakkında aynı soruşturma nedeniyle düzenlenen Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığının 12.05.2008 tarihli, 2008/3170 soruşturma, 2008/1224 esas, 2008/541 sayılı iddianamenin, uyuşturucu olduğu iddia edilen maddenin uyuşturucu ya da uyarıcı madde olup olmadığı ve şüphelilerin uyuşturucu madde kullanıp kullanmadıkları, kullanıyorlar ise tedavi ihtiyacı olup olmadığı konularında bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı gerekçesiyle, iddianamenin iadesine ilişkin Kırıkkale 1.Sulh Ceza Mahkemesinin 15.05.2008 tarihli ve 2008/260 iddianame değerlendirme sayılı kararına yönelik itiraz üzerine, itiraz mercii Kırıkkale 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.05.2008 tarihli ve 2008/150 değişik iş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği ve bu aşamadan sonra Cumhuriyet Savcılığınca suça konu maddenin uyuşturucu ya da uyarıcı madde olup olmadığı konusunda Ankara Kriminal Polis Laboratuarından rapor alındığı, şüphelilerin uyuşturucu kullanımı ve tedavi ihtiyacı konusunda ise herhangi bir inceleme yapılmadan 05.08.2008 tarihli iddianamenin düzenlendiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK. nun 174. maddesinde iddianamenin iadesini gerektiren sebepler sayılmış, anılan maddenin (b) bendinde, Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin iadesine karar verileceği belirtilmiştir.
Şüpheliler hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan kamu davası açılmış olup; şüphelilerin uyuşturucu ya da uyarıcı madde kullanıp kullanmadıkları ve kullanıyorlarsa tedavi ihtiyaçlarının olup olmadığına ilişkin raporun mevcut bir delil niteliğinde olmaması ve mahkemece de tensip kararı ile alınmasına karar verilmesinin olanaklı olması karşısında, iddianamenin iadesi kararı yerinde değildir.
Sonuç: Ancak; itiraz merciinin itirazın reddine ilişkin kararı ile kesinleşen 15.05.2008 tarihli ilk iddianamenin iadesi kararı, itiraz merciinin kararına karşı kanun yararına bozma yoluna da başvurulmadığından, Cumhuriyet Savcılığını bağlayıcı, kesin nitelikte bir karar niteliğinde olup, Cumhuriyet Savcılığının iddianamenin iadesi kararının gereklerini yerine getirmek yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu yükümlülüğe rağmen, söz konusu rapor alınmaksızın, yeniden iddianame düzenlenmesinin, yasaya aykırı olması nedeniyle, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 25.12.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy