(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 40, 42, 231, 232) (5237 S. K. m. 191) (YCGK. 27.06.2006 T. 2006/3-171 E. 2006/167 K.)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan sanık F. D. hakkında Denizli 2. Asliye Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, 24.11.2005 tarihinde 2004/54 esas, 2005/904 karar sayı ile mahkumiyet kararı verildiği; hükmün sanık müdafii tarafından eski hale getirme istemi ile birlikte temyiz edilmesi üzerine, aynı Mahkemece 18.04.2006 tarihinde 2006/125 müteferrik sayı ile temyiz talebinin süre yönünden reddine karar verildiği; ret kararının da sanık müdafii tarafından süresi içinde temyiz edildiği; dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ret tararının onanması isteğini içeren tebliğnamesi ekinde 11.02.2008 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Mahkumiyet hükmü sanığa 04.01.2006 tarihinde tefhim edilmiş ve bir haftalık temyiz süresinden sonra temyiz dilekçesi sunulmuş ise de; Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında, başvurulacak kanun yolunun, başvuru yapılacak merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; incelemeye konu hükümde ve hükmün tebliği sırasında, temyiz yoluna, dilekçe sunulmasının yanı sıra, zabıt katibine yapılacak bir beyanla da başvurulabileceğinin açıklanmaması suretiyle kanun yolunun şeklinin eksik gösterildiği ve yokluğunda verilen hükmün temyiz süresinin tebliğden itibaren yerine, duraksama yaratacak biçimde tebliğ ve tefhimden itibaren başlayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Bu durum, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 27.06.2006 tarihli ve 2006/3-171 esas, 2006/167 karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, 5271 sayılı CMK'nın 40. maddesi uyarınca eski hale getirme nedeni oluşturmakta olup, yukarıda belirtilen maddeler uyarınca, söz konusu eksikliği gidermeye yönelik yazılı açıklamanın sanığa tebliğ edilmesi gerektiği halde, bu şekilde bir bildirimin yapılmamış olduğunun anlaşılması karşında; sanığın temyiz isteğinin süresinde olduğu ve ayrıca, 5271 sayılı CMK'nın 42/1. maddesi uyarınca, temyizle ilgili eski hale getirme isteklerini değerlendirmeye karar verme görevi Yargıtay'a ait olduğundan, mahkemenin, sanık müdafiinin eski hale getirme ve temyiz isteklerinin reddine ilişkin olarak verdiği 18.04.2006 tarihli ek kararının hukuki değerinin bulunmadığı kabul edilerek, yapılan incelemede;
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre, yerinde görülmeyen diğer itirazları n reddine, ancak;
Hükümden sonra 19.12.2006 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; sanığın hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 08.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy