(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 191) (5271 S. K. m. 34, 231, 232)
Dava: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hükümlü M. A. hakkında İskenderun 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce duruşmalı olarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda, 22.02.2006 tarihinde, 2005/385 esas, 2006/106 karar sayı ile 5237 sayılı TCK gereğince kurulan uyarlama hükmünün, hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca temyiz isteminin süre yönünden reddi isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 20.02.2008 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükümlü müdafiince temyiz dilekçesi bir haftalık temyiz süresinden sonra verilmiş ise de; hükümde, Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddelerine aykırı olarak, yasa yoluna başvuru şekli, mercii ile hükümlünün yokluğunda karar verilmesi sebebiyle süresinin tebliğden itibaren başlayacağının açıkça belirtilmemiş olması karşısında; hükümlü müdafiinin temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edildiğinden, tebliğnamedeki düşünce benimsenmemiştir. Ancak;
1- Hükümlüye duruşma çağrı kağıdının Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak tebliği sağlanmaksızın, yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2- Ek karar ile önceki hüküm geçerliliğini yitirdiği halde, müsadere ile olağan kovuşturma yargılaması aşamasındaki yargılama giderleri yönünden yeniden karar verilmeyip, ilk hükme atıfla yetinilmesi,
3- Hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan kişi hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince yalnızca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, 22.02.2006 günlü uyarlama hükmünün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 24.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy