(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (5237 S. K. m. 53, 191)
Dava ve Karar: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan hükümlü S. Ö. hakkında Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce duruşmalı olarak yapılan uyarlama yargılaması sonunda, 15.09.2005 tarihinde, 2003/720 esas, 2003/919 karar sayı ile 5237 s. TCK gereğince kurulan uyarlama hükmünün kesinleşme şerhi verilerek infaza verildiği; infaz aşamasında, Cumhuriyet savcılığınca hükümlünün tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerini yerine getirmediği gerekçesiyle yapılan başvuru üzerine, dosya üzerinde yapılan inceleme ile verilen aynı Mahkemenin 07.06.2006 günlü ve aynı s. ek kararı ile 5237 s. TCK'nın 191/1. maddesi uyarınca verilen 1 yıl hapis cezasının infazına hükmedildiği; 07.06.2006 günlü ek kararın hükümlü tarafından süresi içerisinde temyiz edildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 06.05.2008 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
15.09.2005 günlü infaza verilen ilk hükümde, Anayasa'nın 40/2, 5271 s. CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri gözetilmeksizin, başvurulacak yasa yolunun merciinin ve başvuru şeklinin belirtilmemiş olması nedeniyle, söz konusu hususlar açıkça belirtilerek hükümlüye yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, böylelikle, usulüne uygun olarak bildirilmemiş olduğundan kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen söz konusu karara ait infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 07.06.2006 günlü ek kararın konusu bulunmadığından, hukuki geçerlilikten yoksun, böylelikle yok hükmünde olmaları karşısında; hükümlünün temyiz isteminin, 15.09.2005 günlü ilk hükme yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Hükümden sonra 19.12.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 s. Kanunla değişik 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmış olan kişi hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince yalnızca tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörüldüğünden; hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, hükümlünün temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, 15.09.2005 günlü uyarlama hükmünün istek gibi BOZULMASINA, 07.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy