(5271 S. K. m. 195) (3167 S. K. m. 3, 5) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık Z. Ö. hakkında İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonunda, 28.07.2005 gününde 2004/1352 esas ve 2005/1735 karar sayı ile verilen mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca bozma isteğiyle dava dosyasının tebliğname ekinde 29.05.2008 gününde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: 1- Sanığın sorgusu için CMK'nın 195. maddesine göre düzenlenen uyarılı davetiyenin tebliğinin, Tebligat Kanunu'na uygun olmadığı gözetilmeden hüküm kurulması,
2- Sanık müdafiinin temyiz dilekçesindeki savunması dikkate alınarak; suç konusu çekteki keşideci imzasının sanığa ilişkin olup olmadığı konusunda, yöntemine uygun şekilde karşılaştırmaya esas olacak belgeler sağlandıktan sonra, uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3-3167 s.Yasanın 4814 s. Kanunla değişik 3. maddesinin 2. fıkrası ile 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca hazırlanarak 09.04.2003 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 s. Tebliğin geçici 2. maddesine göre; 4814 s.Yasanın yürürlüğe girdiği 08.03.2003 gününden önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 gününe kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olmasının çekin geçerliliğini etkilemeyeceği, 31.07.2003 gününden sonra düzenlenen çeke vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise çekin geçerli olmayacağı kabul edildiğinden; keşide tarihleri 02.04.2004 olan üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çekin belirtilen dönemde ileri günlü olarak düzenlenip düzenlenmediği ve muhatap banka tarafından sanığın elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediği araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması,
4-20.12.2009 günlü Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarih yürürlüğe giren 5941 s. Çek Kanunu ile 3167 s. Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı şekilde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 07.06.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy