(6762 S. K. m. 711) (3167 S. K. m. 16)
Karşılıksız çek keşide etmek suçundan şüpheli ………. hakkında yapılan soruşturma sonucunda verilen, kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2006 gün ve 2006/13063 soruşturma, 2006/7246 karar sayılı kararına yönelik itiraz üzerine, itirazın reddine ilişkin İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 16.09.2008 gün ve 2008/1264 müteferrik sayılı kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı’nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 09.07.2009 gün ve 7791/37774 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 11.08.2009 gün ve 2009/182676 sayılı tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, “Dosya kapsamına göre, Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığınca, şikayete konu çek ile ilgili olarak hesap sahibinin 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 711. maddesi uyarınca ödemeden men talimatı verdiği, müştekinin çeki ibrazında, keşidecinin vermiş olduğu ödemeden men talimatı sebebiyle, suçun kanuni unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de, keşideci tarafından, 6762 sayılı Kanun’un 711. maddesi uyarınca çek hesabının bulunduğu muhatap banka şubesine ödemeden men talimatı verilmesinin, tek başına atılı suçtan ceza sorumluluğunu ortadan kaldırır nitelikte olmadığı, zira, ödemeden men talimatının, sadece muhatap banka şubesinin, keşidecinin beyanının doğru olup olmadığını araştırmaksızın ödeme yasağına uyması sonucunu doğurmakta olup, çek hamilinin alacak hakkım ortadan kaldırmadığı, imzasını taşıyan çekin rızası dışında elinden çıktığını belirterek, ödemeden men talimatı veren keşidecinin, ancak söz konusu çekin bankaya ibrazı tarihinde çek bedelini karşılayacak meblağı hesabında bulundurduğunun ve ibraz tarihinden önce açılmış bir menfi tespit veya iptal davasının bulunduğunun ve bu davanın keşideci lehine sonuçlanmış olduğunun tespit edilmesi durumunda, 3167 sayılı Kanun’un 16/1. maddesinde öngörülen karşılıksız çek keşide etmek suçundan sorumlu tutulmayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20/04/2005 tarihli ve 2005/4306-3777 sayılı ilamı ile de kabul edilmiş bulunduğu cihetle, belirtilen hususlar araştırılmadan kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş bulunduğu gözetilmeksizin itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının anılan kararının bozulması istenmiştir.
08.03.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4814 sayılı Kanun ile ekli 3167 sayılı Kanun’un 16b/2 maddesinde “Çekin karşılığı bulunmaması nedeniyle şikayet hakkı, 8. maddede belirtilen miktarın yatırılması için öngörülen sürenin dolduğu tarihte; ihtiyati tedbir kararı veya ödemeden men yasağı nedeniyle süresi içinde ibrazında çek hakkında işlem yapılmaması halinde, ihtiyati tedbir kararının veya ödeme yasağının kalktığı tarihte doğar.” hükmüne yer verilmiştir.
Söz konusu hükümde belirtilen “ödeme yasağı” kavramı, mahkemelerce verilen ve çek bedelinin bloke edildiği ödeme yasağı kararlarını ifade etmekte olup, keşidecinin, TTK’nın 711/3. maddesine dayanarak, mahkemeden karar istemeksizin verdiği ödemeden men talimatlarının, şikâyet hakkının doğumuna etki etmeyeceği gibi, tek başına suçun oluşumunu da engellemeyeceği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi yasaya aykırı olduğundan,
Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığının 16.09.2008 gün ve 2008/1264 müteferrik sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun’un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkeme Başkanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesine, 16.12.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)