(2709 S. K. m. 40) ( 5271 S. K. m. 34, 231, 232) (5237 S. K. m. 2, 7)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık A. Ş. hakkında Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 20.06.2006 tarihinde 2006/292 esas ve 2006/539 karar sayı ile mahkumiyet hükmü kurulduğu; sanık müdafii tarafından temyiz süresine ilişkin eski hale getirme talebinde bulunulduğu, Mahkemece 29.01.2007 tarih 2006/292 esas ve 2006/539 karar sayılı ek kararla, gerekçeli karar tebliği geçersiz olduğundan sanık müdafiinin eski hale getirme talebinin kabulüne karar verildiği; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın onama isteyen tebliğnamesi ile dava dosyasının 17.02.2009 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Karar: Temyizle ilgili eski hale getirme isteklerine ilişkin karar verme görevinin Dairemize ait olması karşısında, mahkemenin, sanık yönünden temyiz süresinin eski hale getirilmesine ilişkin 29.01.2007 tarihli ek kararının hukuki değerden yoksun ve ayrıca, yokluğunda verilen mahkumiyet hükmünün sanığa usule uygun olarak tebliğ edilmemiş olması ve Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak kanun yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerektiğinden, sanığın yokluğunda verilen incelemeye konu hükümde kanun yolu şeklinin ve kanun yoluyla ilgili sürenin başlangıcının belirtilmemiş olması karşısında, sanık müdafiinin eski hale getirme isteğinin haklı, temyizin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 06.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy