(5271 S. K. m. 232) (5083 S. K. m. 1) (5237 S. K. m. 5, 52, 53) (5252 S. K. Geç. m. 1) (2918 S. K. m. 119)
Dava ve Karar: A-Sanıklar T. A., A. B. ve Y. T. hakkında kurulan hükümlerin incelenmesi:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre; Cumhuriyet savcısının ve sanıkların müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarıyla duruşmadaki sözlü savunmalarının reddine, ancak;
1-Gün olarak belirlenen adli para cezaları, paraya çevrilerek sonuç adli para cezası belirlenirken 5271 sayılı CMK'nın 232/6 ncı maddesi hükmüne aykırı olarak; uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi,
2-Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezalarının; 5083 s. Kanun'un 1 inci maddesiyle hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1 inci maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
3-5237 sayılı TCK'nın 5 ve 53 üncü maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince sanıklar Y. T. ve T. A. hakkında 2918 sayılı Yasa'nın 119 uncu maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması,
Bozmayı gerektirdiğinden hükümlerin CMUK'nın 321 inci maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322 nci maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1-Hükmün (5.) fıkrasında yer alan "250 gün adli para cezasının" ibaresinden sonra gelmek üzere "TCK'nın 52/2 nci maddesi gereğince " ibaresinin yazılması,
2-Sanıklar hakkında YTL olarak hükmolunan adli para cezalarının TL'ye dönüştürülmesi,
3-Sanıklar Y. T. ve T. A. hakkında 2918 s. Kanun'un 119 uncu maddesinin uygulanmasıyla ilgili bölümlerin hükümden çıkarılması,
Suretiyle hükümlerin düzeltilerek onanmasına, sanık T. hakkında oybirliğiyle, diğer sanıklar A. ve Y. hakkında ise üye A. K.'nın karşıoyu ve oyçokluğuyla,
B-Sanıklar M. N. A., M. B. ve Ü. K. hakkında kurulan hükümlerin incelenmesi:
1-Sanıklarda herhangi bir uyuşturucu madde ele geçirilemediği gibi ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgilerinin kanıtlanamadığı, haklarında içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmelerinden başka uyuşturucu madde ticaretiyle ilgili diğer sanıklarla irtibat ve işbirliği içerisinde olduklarını belirten her türlü şüpheden uzak mahkumiyetlerine yeterli kesin ve inandırıcı somut delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıkların beraatleri yerine yeterli olmayan gerekçelerle yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabul ve uygulamaya göre;
2-Gün olarak belirlenen adli para cezaları, paraya çevrilerek sonuç adli para cezası belirlenirken 5271 sayılı CMK'nın 232/6 ncı maddesi hükmüne aykırı olarak; uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi,
3-Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezalarının; 5083 s. Kanun'un 1 inci maddesiyle hükümden sonra 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1 inci maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
4-5237 sayılı TCK'nın 5 ve 53 üncü maddeleriyle 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince sanıklar M. B. ve Ü. K. hakkında 2918 sayılı Yasa'nın 119 uncu maddesinin uygulanmasına olanak bulunmaması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanıkların müdafilerinin temyiz itirazlarıyla sanıkların müdafilerinin duruşmadaki sözlü savunmaları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA; 18.06.2009 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
(Sanıklar A. B. ve Y. T.'la ilgili)
Açıklanmasını istemediği için kimliği gizli tutulan muhbirin telefonla kolluk görevlilerine suçla ilgili olarak verdiği bilgi delil değildir, delile ulaşmak için yararlanılacak bir araçtır. Delil olabilmesi için, kovuşturma aşamasında sanıkla müdafiinin soru sormasına olanak sağlanıp bu kişinin tanık olarak dinlenmesi gerekir.
Öte yandan, iletişimin dinlenmesi koruma tedbirine başvurulmasındaki asıl amaç, maddi delillere ulaşmada bir araç olarak yararlanmaktır. Serbest iradeye dayalı ikrarın bile mahkumiyet için yeterli sayılmadığı çağdaş ceza muhakemesi hukukunda, içeriğine değişik anlamların yüklenmesi mümkün bulunan telefon konuşmaları, maddi bulgularla desteklenmedikçe mahkumiyet için yeterli olamaz.
Somut olayda, sanıklar A. B. ve Y. T.'ın, tüm sanıkların savunmalarının aksine, atılı suçu işlediklerine ilişkin, açıklanmasını istemediği için kimliği gizli tutulan muhbirin soyut beyanıyla sanıkların değişik anlamlara gelebilecek telefon konuşmaları dışında, kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmamaktadır. Bu sanıkların beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesinin yasaya aykırı olması nedeniyle, haklarındaki hükümlerin bozulması gerektiği kanısını taşıdığımdan, düzeltilerek onama yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum.18.06.2009 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy