(2709 S. K. m. 40) (3167 S. K. m. 4, 16) (5252 S. K. Geç. m. 1) (5237 S. K. m. 5, 52) (7201 S. K. m. 35) (5271 S. K. m. 34, 231, 232)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık S. D. hakkında Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 01.04.2009 tarihli, 2008/312 esas, 2009/256 karar s. hükmü ile 3167 s. Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca verilen 35.000.-YTL adli para cezasının infazı aşamasında, hükümlü müdafi tarafından, 5252 s. Kanun'un geçici 1, 5237 s. TCK'nın 5 ve 52. maddeleri hükümleri karşısında 3167 s. Kanun'un 16. maddesinde yer alan ceza kuralının ortadan kalkmış olduğu belirtilerek, infazın ertelenmesinin istenmesi üzerine, aynı Mahkemenin 28.09.2009 günlü ve aynı s. ek kararı ile, talebin reddine ve ilamın değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına karar verildiği; ek karara hükümlü müdafince itiraz edildiği; itiraz mercii Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.09.2009 günlü ve 2009/884 değişik iş s. kararı ile, itirazın kabulüne, ek kararın kaldırılmasına ve infazın durdurulmasına karar verildiği; itiraz merciinin 29.09.2009 günlü kararına karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 14.12.2009 tarih ve 14365/70524 s. yasa yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11.01.2010 tarih ve 2009/296876 s. tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, Dosya kapsamına göre;
5252 s. Türk Ceza Yasasının Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesindeki, Diğer kanunların, 5237 s. Türk Ceza Yasasının Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 gününe kadar uygulanır.,
5237 s. Kanun'un 5. maddesindeki Bu Yasanın genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır,
Aynı Kanun'un 52. maddesindeki, Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam tarih sayısının, bir tarih karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
En az yirmi ve en fazla yüz Türk lirası olan bir tarih karşılığı adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve sair şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.,
3167 s. Kanun'un 16/1. maddesindeki, Üzerinde yazılı keşide gününden önce veya ibraz süresi içerisinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması sebebiyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar adli para cezasıyla cezalandırılırlar,
Hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, 3167 s. Kanun'da 31/12/2008 gününe kadar yeni bir düzenleme yapılmamış ise de, anılan Kanun'un 16/1. maddesinde ön görülen cezanın nispi nitelikte olduğu ve 5237 s. Kanun'un 52. maddesine aykırılık oluşturmadığı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/01/2009 günlü ve 2007/8271 esas, 2009/480 s. ilamı ile de zımnen kabul edildiği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı biçimde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, Sakarya 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.09.2009 günlü anılan kararının bozulması istenmiştir.
Yokluğunda verilen hükmün tebliğe çıkarıldığı, sanığa, duruşma aşamasında Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak tebligat yapılabilen Rabat Sokak, No: 27/7, Çankaya / Ankara adresinden ayrıldığının anlaşılmasına göre, sanığın yeni adresinin araştırılması ve saptanamaması durumunda, gerekçeli kararın aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken, muhatap banka şubesinden gönderilen ikametgah senedindeki adrese, aynı madde uyarınca tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Anayasa'nın 40/2, 5271 s. CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Dosya kapsamına göre, infaza konu hükümde ve hükmün taraflara tebliği sırasında, yasa yoluna başvuru süresinin, tebliğinden itibaren başlayacağının belirtilmemiş olması nedeniyle, sanığa ve katılan vekiline, söz konusu hükmün temyiz süresinin tebliğden itibaren başlayacağının açıkça belirtilerek ve Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak, yeniden tebliğ edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, böylelikle, usulüne uygun olarak taraflara bildirilmemiş olduğundan kesinleşmediği anlaşılmakta olup; kesinleşmeyen söz konusu karara ait infaz işlemlerinin ve bu aşamada verilen 28.09.2009 günlü ek kararın ve itiraz mercii kararının konusu bulunmadığından, hukuki geçerlilikten yoksun, bu sebeple de yok hükmünde olmaları karşısında; bu kararın incelemeye konu edilmesi olanaklı olmadığından, yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 22.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy