(3167 S. K. m. 16) (765 S. K. Ek m. 2) (5252 S. K. m. 12) (5237 S. K. m. 2, 7)
Dava: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık A.K.'ın 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca 102.800.-YTL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.07.2006 gün ve 2004/2271 esas, 2006/776 karar sayılı hükmüne karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 03.03.2010 gün ve 2160/12830 sayılı kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 23.03.2010 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, Dosya kapsamına göre, sanık hakkında suça konu çekle ilgili 164.270 yeni Türk lirası adli para cezasına hükmedilmiş ise de, 4814 sayılı Kanun'la değişik 3167 sayılı Kanun'un 16/1-3. cümlesinde yer alan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre yapılacak artırımın 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olması karşısında, 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesine göre verilecek para cezasının 80.000,00 yeni Türk lirasından fazla olamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
Hükümden sonra 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılarak, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin Mahkemesince yapılarak, bir karar verilmesi olanaklı görülmüştür.
Suç konusu 20.04.2004 keşide tarihli, 164.270 TL bedelli ve 172 seri numaralı çekle ilgili olarak sanık hakkında 102.800 YTL adli para cezasına hükmedildiği anlaşılmıştır.
3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesinde Verilecek para cezası seksen milyar liradan fazla olamaz. Bu miktar 01.03.1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2'nci maddesine göre her yıl artırılır. hükmü öngörülmekte ise de, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 12/b maddesinde, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun bütün ek ve değişiklikleri ile birlikte yürürlükten kaldırılmış olduğunun belirtilmesi ve bu durumun sanık lehine olması karşısında; para cezası için öngörülen 80.000.TL lik üst sınırın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ek 2. maddesine göre artırılması olanaklı değildir.
Sonuç: Kanun yararına bozma talebine dayanan ihbarnamede ileri sürülen düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden; İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.07.2006 gün ve 2004/2271 esas, 2006/776 karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında 20.04.2004 keşide tarihli ve 172 seri numaralı çekle ilgili olarak 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca verilen 102.800.-YTL adli para cezasının, 80.000.-TL adli para cezasına indirilmesine ve cezanın bu miktar üzerinden yerine getirilmesine, suça konu diğer çeklere ilişkin adli para cezalarının ve hükmün diğer bölümlerinin aynen infazına, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Bassavcılıgı'na gönderilmesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy