(2709 S. K. m. 40) (5237 S. K. m. 191) (5271 S. K. m. 34, 231, 232) (7201 S. K. m. 11, 28, 29)
Dava ve Karar: Uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna yardım etme suçundan sanık G. K.'ın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkumiyetine ait Bakırköy 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.11.2008 tarih ve 2006/90 esas, 2008/430 karar s. hükmüne karşı Yüksek Adalet Bakanlığı'nın 23.03.2010 tarih ve 2880/18052 s. yasa yararına bozma talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 07.04.2010 günlü tebliğnamesi ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya ve ekleri incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
Kanun yararına bozma talebi ve tebliğnamede, 19.12.2006 günlü ve 26381 s. Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 s. Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Ait Kanun'un 7. maddesi ile 5237 s. Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere iki seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, sair bir halde ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ila dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabileceği ve bu halde hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkum olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle mahkemenin bu hususları tartışarak sanığın hukuki durumunu tayin ve takdir etmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı biçimde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
İddianame ve hükmün başında, suç tarihinin, 23.02.2006 yerine, 23.01.2006 olarak yazılması, mahallinde düzeltilebilir maddi hata olarak kabul edilmiştir.
Anayasa'nın 40/2, 5271 s. CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm ve kararlarda, başvurulacak yasa yolu, başvuru yapılacak mercii, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin ne zaman başlayacağının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir.
İncelemeye konu hükümde, yasa yolunun temyiz olduğu, yasa yoluna başvuru süresinin, hükmün sanık müdafinin bulunduğu oturumda verilmiş olması nedeniyle, hükmün açıklanmasından (tefhiminden) itibaren başlayacağı ve başvuru şekli belirtilmemiş olup; Adalet Bakanlığınca, yasa yararına bozma yoluna başvurulmadan önce, söz konusu eksiklikler sebebiyle hükmün kesinleşmemiş olduğu gerekçesiyle dosya mahalline iade edilmiş ve mahkemece, belirtilen hususlar, hükmün Resmi Gazete'de ilanı suretiyle sanığa tebliğ edilmiştir.
Tebligat Kanunu'nun 11. maddesinde öngörülen, Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. hükmü uyarınca, söz konusu eksikliği gidermeye yönelik yazılı açıklamanın, Tebligat Yasası hükümlerine uygun olarak sanık müdafine tebliğ edilmesi gerekirken, sanığa tebliğ edildiği; ayrıca, bu tebligat işleminin de, Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde ön görülen araştırma yapılmaksızın sanığın adresinin meçhul sayılarak ve aynı Kanun'un 29. maddesine aykırı bir biçimde, ilgilinin öğrenmesine en emin biçimde ulaşacağı umulan bir gazete niteliğinde olmayan Resmi Gazete ile ilanen yapıldığı; böylelikle hükmün kesinleşmediği anlaşılmakta olup; 5271 s. CMK'nın 309. maddesinin (1). fıkrası uyarınca, ancak temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ya da hükümler hakkında yasa yararına bozma yoluna başvurulabilmesi karşısında; yerinde görülmeyen yasa yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın mahalline iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı makamına gönderilmesine, 08.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy