(5237 S. K. m. 52, 62, 191) (5271 S. K. m. 309)
Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık U. hakkında Antalya 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nce 24.11.2009 tarihinde 2009/1588 esas ve 2009/1065 karar sayı ile verilen mahkumiyet hükmünün kanun yararına bozulmasına ilişkin talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 11.08.2010 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece sanığın TCK'nın 191/1, 62 ve 52. maddeleri gereğince 6.000.-TL adli para cezası ile cezalandırılmasına hükmolunmuştur.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, 19.12.2006 tarihli ve 26381 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 7. maddesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi değiştirilmiş ve bu madde uyarınca, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak suçundan dolayı yapılacak yargılama sonucunda mahkemelere 2 seçenek sunulmuş olup, anılan maddenin 2. fıkrası gereğince hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği, aynı maddenin 5. fıkrasına göre de, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılmış olan davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği, aksi takdirde, davaya devam olunarak hüküm verilmesi gerekeceği, diğer bir durumda ise, mahkemece 6. fıkra uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişinin, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı cezaya hükmedildikten sonra da iki ila dördüncü fıkralar hükümlerine göre tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulabileceği ve bu durumda hükmolunan cezanın infazının erteleneceği, 7. fıkra gereğince kişinin mahkûm olduğu cezanın, tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranması halinde infaz edilmiş sayılacağı, aksi takdirde derhal infaz edilmesi gerekeceği cihetle mahkemece bu hususların tartışılarak sanığın hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir denilerek, belirtilen hükmün bozulması istenmiştir.
Hükümden önce 19.12.2006 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 Sayılı Kanunla değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesinde, uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında, birinci fıkraya göre cezaya hükmedilmeden ikinci fıkra gereğince sadece tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilebileceği gibi, altıncı fıkranın yollaması uyarınca birinci fıkradaki ceza ile birlikte ikinci fıkradaki tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine de hükmedilebileceği öngörülmüştür.
Uyuşturucu madde kullanmış olan sanık hakkında; belirtilen iki seçenekten biri uygulanırken, nedenleri tartışılıp, dosya kapsamına uygun, somut, yasal ve yeterli gerekçenin gösterilmesi gerekmektedir. Ayrıca aynı maddenin (2) veya (6). fıkralarındaki olasılıklardan hangisi tercih edilirse edilsin, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmesinde zorunluluk bulunmakta olup belirtilen tedbirlerin uygulanmaması yönünden, mahkemeye takdir hakkı tanınmamıştır.
Diğer yandan, 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin (6). fıkrasının uygulanabilmesinin koşulu olarak, aynı fıkranın son cümlesinde öngörülen Ancak, bunun için kişi hakkında bu suç nedeniyle önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmemiş olması gerekir hükmünün, iddianamede belirtilen davaya konu aynı eylem nedeniyle, bu maddenin 2. fıkrası uyarınca daha önce tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmedilmemiş olmasını ifade etmektedir.
Somut olayda, mahkemece uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında sadece tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine hükmolunmasına ilişkin seçenek uygulamanın, aynı suçtan önceki mahkumiyeti bulunması gerekçesiyle kabul edilmediği anlaşıldığından, bu konudaki gerekçenin yerinde olup olmadığının olağanüstü bir yasa yolu olan kanun yararına bozma üzerine denetlenmesi mümkün değildir. Ancak uyuşturucu madde kullandığı kabul edilen sanık hakkında hapis cezasına ek olarak tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebine dayanan ihbar yazısında ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; Antalya 6. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 24.11.2009 tarihli 2009/1588 Esas ve 2009/1065 Karar sayılı hükmünün 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık U. hakkındaki hüküm fıkrasının 6. paragrafından önce gelmek üzere, 5237 sayılı TCK'nın 5560 Sayılı Kanunla değişik 191. maddesinin 6. fıkrası yollamasıyla 2. fıkrası uyarınca sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ibaresinin eklenmesine, dosyanın adı geçen mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 17.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy