(5237 S. K. m. 188, 192, 220)
Dava: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından sanıklar İ. Y. ve B. U. ile suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından sanıklar H. S., İ. E., A. Ç., A. Y. ve H. C. K. hakkında İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 14.05.2009 tarihinde 2008/96 esas ve 2009/97 karar sayıyla kurulan mahkumiyet hükümlerinin sanık A. Ç. yönünden Cumhuriyet savcısı, sanık Bülent ve müdafii, sanık İbrahim ve müdafii, sanık A. ve müdafii, sanık A. ve müdafii, sanıklar İ. ve H. C. tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 23.02.2010 tarihinde dairemize gönderildiği anlaşıldı. dosya incelendi. Gereği görüşüldü:
Karar: A- Sanıklar B. U. hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanık H. C. K. hakkında suç örgütü üyesi olma ve her iki sanık hakkında örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi:
Sanıkların içeriği tam olarak belirlenemeyen telefon görüşmeleri dışında, diğer sanıkların suçuna iştirak ettiklerine ve atılı suçları işlediklerine ilişkin kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçlardan beraatleri yerine mahkûmiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık B. ve müdafiiyle sanık H. C.'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, bozma nedenine göre tutuklu sanık B. U.'ın bu suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadığı takdirde, derhal salıverilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına,
B- Sanıklar İ. Y., H. S., İ. E., A. Ç. ve A. Y. hakkında verilen mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi:
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde tartışılan delillere ve dosya içeriğine uygun gerekçeye göre; yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinde düzenlenen Suç işlemek için örgüt kurmak suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısıyla araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.
Somut olayda; örgüt oluşturmak için sanıkların sayısı yeterli ise de, suç işleme iradelerinde devamlılık ve aralarında hiyerarşik ilişki saptanamamıştır. Bu durum karşısında sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188/5 inci maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden;
a) Sanıklar hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,
b) Uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı sanıkların cezalarının TCK'nın 188 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca artırılması,
2- Değişik tarihlerde bir suç işleme kararının icrası kapsamında; birden fazla kişiye uyuşturucu madde sattığı ve ticaret amacıyla uyuşturucu madde bulundurduğu anlaşılan sanık İ. Y. hakkında TCK'nın 43 üncü maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- Sanık A. Y. yakalanmasından sonra kendisinde ele geçirilen suça konu uyuşturucu maddeleri sanık A. Ç.'den aldığını söyleyerek bu sanığın yakalanmasını sağladığı, sanık A. Ç.'in ise; hakkında sanık A.'nin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı aşamada, Mahkemedeki beyanlarıyla kendi suçunu ortaya çıkardığı anlaşıldığı halde, her iki sanık hakkında TCK'nın 192/3 üncü maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
4- Adli para cezalarının; 5083 s. Kanun'un 1 inci maddesiyle hükümden önce 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulunun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1 inci maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanık A. Ç. yönünden Cumhuriyet savcısı, sanık İ. ve müdafii, sanık A. ve müdafii, sanık A. ve müdafiiyle sanık İ.'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin istem gibi BOZULMASINA, bozma nedenine ve tutuklu kaldıkları süre dikkate alınarak sanıklar H. S., İ. E., A. Ç. ve A. Y.'nın bu suçlardan TAHLİYESİNE, başka bir suçtan hükümlü ya da tutuklu bulunmadıkları takdirde, derhal salıverilmeleri için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 18.01.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy