(2709 S. K. m. 40) (5271 S. K. m. 34, 195, 231, 232) (7201 S. K. m. 35) (1412 S. K. m. 225) (3167 S. K. m. 5) (5941 S. K. m. 9) (5237 S. K. m. 2, 7) (Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna İlişkin Tebliğ Geç. m. 2)
Dava ve Karar: Karşılıksız çek keşide etmek suçundan sanık C. G. hakkında Ümraniye 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sonucu, 05.03.2008 tarihinde 2007/1298 esas ve 2008/287 karar sayı ile kurulan mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bozma isteyen tebliğnamesi ile 14.01.2010 tarihinde Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi. Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
Anayasa'nın 40/2, 5271 sayılı CMK'nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca, hüküm fıkrasında, başvurulacak kanun yoluna başvuru şeklinin açıkça gösterilmesi gerektiğinden ve sanığın yokluğunda verilen incelemeye konu hükümde bu husus belirtilmemiş olduğundan, ayrıca gerekçeli kararın 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebliği usulsüz olması nedeniyle; temyiz isteğinin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede
1- CMUK'nın 225. (CMK'nın 195.) maddesindeki açıklamayı içeren davetiyenin tebliğ edilemeden iade edilmiş olduğu dikkate alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
2- Sanık ve müdafiinin temyiz dilekçesindeki savunmaları dikkate alınarak; suç konusu çekteki keşideci imzasının sanığa ait olup olmadığı konusunda, yöntemine uygun biçimde karşılaştırmaya esas olacak belgeler sağlandıktan sonra, uzman bir kurum veya kuruluştan rapor alınması gerektiğinin gözetilmemesi,
3- 3167 sayılı Kanunun 4814 sayılı Kanunla değişik 3. maddesinin 2. fıkrası ile 5. maddesinin 1 ve 2. fıkralarına, ayrıca Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nca hazırlanarak 09.04.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 2003/1 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesine göre; 4814 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.03.2003 tarihinden önce veya sözü edilen Tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonu olan 31.07.2003 tarihine kadar düzenlenmiş çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olmasının çekin geçerliliğini etkilemeyeceği, 31.07.2003 tarihinden sonra düzenlenen çeklere vergi kimlik numarasının yazılmamış olması durumunda ise çekin geçerli olmayacağı kabul edildiğinden; keşide tarihi 23.12.2006 olan ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çekin, belirtilen dönemde ileri tarihli olarak düzenlenip düzenlenmediği ve muhatap banka tarafından sanığın elindeki çek defterinin yenisi ile değiştirilip değiştirilmediği araştırılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyet kararı verilmesi,
4- 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, dava konusu suçun unsurları ve yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuksal durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, infaza başlanmış ise, infazın durdurulmasına, sanık bu suçtan dolayı infaz kurumuna alınmış ise başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde serbest bırakılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, 20.01.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy