(3167 S. K. m. 16) (5941 S. K. m. 5)
Dava ve Karar: Dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanık temyiz dilekçesinde; kimlik bilgilerinin kullanılarak sahte nüfus cüzdanı ile şirket kurulup çek hesabı açıldığını, bu şekilde alınan çek karnelerinin sahte imza ile kullanıldığını ve çekteki imzanın kendisine ait olmadığını belirtmesi ve suça konu çekteki keşideci imzası ile temyiz dilekçesindeki sanık imzası arasında benzerlik bulunmadığının görülmesi karşısında, sanığın başka amaçla atılmış samimi imzalarını içeren belgeler ile suça konu çek aslı getirtildikten sonra, çekteki ve hesap açılırken bizzat muhatap bankaca düzenlenen belgelerdeki yazı, rakam ve imzaların sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda uzman bir kurum veya kuruluşa bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdirinin gerekli olması,
2) 20.12.2009 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5941 Sayılı Çek Kanunu ile 3167 Sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmış, davaya konu suçun yaptırımları farklı biçimde yeniden düzenlenmiş olduğundan: 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2 ve 7. maddeleri de gözetilerek, sanığın hukuki durumunun bu kapsamda tekrar değerlendirilip belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Sonuç: Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmüş olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 28.09.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy