(5320 S. K. m. 8) (1412 S. K. m. 318) (5237 S. K. m. 220)
Dava: Dosya incelendi:
Gereği düşünüldü:
Karar. Tayin edilen cezanın süresine göre 5320 Sayılı Kanun'un 8/1 ve 1412 Sayılı C.M.U.K.nın 318 inci maddesi uyarınca Sanıklar M. A. ve T. A.'yle sanıklar C. K., M. E. ve M. D. müdafilerinin duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilerek, duruşmasız inceleme yapılmıştır.
A) Sanıklar R. A. ve Y. A. haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından, sanıklar A. K., M. E., T. A., C. K., M. D., M. A. ve M. A. haklarında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerin incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer itirazların reddine,
Ancak;
1) 5237 Sayılı T.C.K.nın 220. maddesinde düzenlenen Suç işlemek için örgüt kurma suçunun işlendiğinin ve örgütün varlığının kabul edilebilmesi için; üye sayısının en az üç kişi olması, üyeler arasında soyut bir birleşme değil gevşek de olsa hiyerarşik bir ilişkinin bulunması, suç işlenmese bile suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşmenin olması, niteliği itibariyle devamlılık göstermesi gereklidir. Örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısıyla araç ve gereç bakımından, amaçlanan suçları işlemeye elverişli olması da aranmalıdır. Örgüt yapılanmasında işlenmesi amaçlanan suçların konu ve mağdur itibariyle somutlaştırılması mümkün, ancak zorunlu değildir. Soyut olarak sanık sayısının üç kişiden fazla olması örgütün varlığının kabulü için yeterli olmayıp bu durumda iştirak ilişkisinden söz edilebilir.
Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işleyen kişi, hem işlediği suçtan hem de örgüte üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılır.
Somut olayda; örgüt oluşturmak için sayısal yeterliliğin bulunduğu anlaşılmakta ise de; failler arasında hiyerarşik ilişki ve suç işleme iradelerinde devamlılık saptanamamıştır.
Açıklanan durum karşısında sanıklar hakkında 5237 Sayılı T.C.K.nın 220. maddesinin ve buna bağlı olarak aynı Kanunun 188/5 inci maddesinin uygulanmasının koşullarının bulunmadığı gözetilmeden;
a) Sanıklar R. A. ve Y. A. haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan, sanıklar A. K., M. E., T. A., C. K., M. D., M. A., Müslim A. haklarında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçundan beraatleri yerine mahkumiyetlerine karar verilmesi,
b) Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve üye olma suçlarıyla ilgili bozma nedenlerine göre, sanıklar R. A., Y. A., A. K., M. E., T. A., C. K., M. D., M. A.ve M. A.'nin üzerlerine atılı uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlediklerine dair delil bulunmadığı gözetilmeden, haklarında T.C.K.nın 188/5 inci maddesi uygulanması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı, sanıklar A. K., T. A., M. A., Y. A. ve C.K.'yla müdafileri, sanıklar M. E. ve M. D. müdafileriyle sanıklar M. A. ve R. A.'ın temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan, hükümlerin BOZULMASINA, üye Mustafa Kaya'nın sanıklar M. E., T. A. ve M. D. haklarında fiillerin sübuta ulaşmadığı yönündeki karşı oyu ve oy çokluğuyla;
B) Sanık M. E. hakkında suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma ve örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi:
Kendisinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilemeyen sanığın savunmasının aksine, diğer sanıklarda ele geçirilen uyuşturucu maddelerle ilgisi olduğuna veya diğer sanıkların suçlarına iştirak ettiğine dair, somut olgularla örtüşmeyen ve içeriğine değişik anlamlar yüklenebilecek telefon konuşmaları dışında kuşku sınırlarını aşan kesin ve yeterli delil bulunmadığı gözetilmeden, sanığın atılı suçlardan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanıkla müdafiinin temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın salıverilmesine, başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunmadığı takdirde serbest bırakılmasının sağlanması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na yazı yazılmasına, oybirliğiyle;
C) Sanıklar M. E. ve C. K. haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin incelenmesi:
Sanıkların uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu gizlemek ve bu suçun cezasından kurtulmak amacıyla; uyuşturucu madde kullandıklarını belirttikleri, uyuşturucu madde kullandıklarının teknik yöntemlerle de belirlenmemiş olduğu gözetilmeden, atılı suçtan beraatleri yerine, yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Sonuç: Yasaya aykırı, sanıkların müdafileriyle sanık C.K.'nın temyiz itirazları bu sebeple yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, 12.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Sanıklar R. A. ve Y. A.haklarında suç işlemek amacıyla örgüt kurma, sanıklar A. K., M. E., T. A., C. K., M. D., M. A. ve M. A. haklarında ise suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olma suçlarından verilen mahkumiyet kararının BOZULMASINA dair Sayın çoğunluk görüşüne; keza sanıklar A. K., C. K., M. A. ve M. A. haklarında örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleri sebebiyle cezalarının T.C.K.nın 188/5 inci maddesi gereğince artırılamayacağına dair kararlarına katılmakla beraber, Sayın çoğunluğun sanıklar M. E., T. A. ve M. D. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sübutu kabul eden düşüncesine aşağıdaki gerekçelerle katılmıyorum.
Sanıklar hakkında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 26.05.2008 tarih ve 2008/397-243-188 Sayılı iddianamesiyle İstanbul'dan R. A. tarafından sağlanan uyuşturucu maddelerin Y. A. tarafından Antalya'ya getirildiği ve burada ana dağıtıcı konumundaki M. D. ve A. K. tarafından piyasaya sürüldüğü, T. A.'nin de pazarladığı iddiasıyla dava açılmıştır.
Yapılan yargılama sonunda sanıklar M. E., T. A. ve M. D.'in de mahkumiyetlerine karar verilmiş, ancak yasal ve yeterli gerekçe gösterilmemiş, gösterilen gerekçelerle de adı geçen sanıkların suçları sabit olmamıştır.
5271 Sayılı C.M.K.nın 230. maddesine göre; Hükmün gerekçesinde; Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi gereklidir.
Yine 5271 Sayılı C.M.K.nın 289 uncu maddesine göre hükmün 230 uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi, Hukuka kesin aykırılık halidir ve hükmün bozulmasını gerektirir. Sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükmünün gerekçesinde: Kanıtlar ve Gerekçe başlığı altında 1'den 62'ye kadar deliller detayları açıklanmadan listelenmiş, devamında birtakım soyut sözler sıralanarak, sanıkların örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işledikleri sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklardan M. E., T. A. ve M. D.'in hakkındaki delil tartışma ve değerlendirmesi yetersizdir. Sanıkların iletişim tespit tutanaklarında geçen konuşmaları mahkumiyetlerine gerekçe yapılmış, ancak; hangi tarihte, kimler arasındaki konuşmanın ne şekilde yorumlandığı, hangi sanıktan ele geçen sim kartındaki ne gibi bilgilerin hangi sanık hakkında ne şekilde değerlendirildiği, görevliler tarafından düzenlenen hangi tutanağın hangi sanığın suçunun sübutuna esas alındığı, hangi sanık ya da tanığın beyanının hangi sanık hakkında delil olarak değerlendirildiği açıklanmadan, sonuç gösterilmiştir. Sanıkların suçu oluşturduğu sabit görülen fiilleri her bir sanık için ayrı ayrı açıklanmamış, sanki bütün fiilleri her bir sanık ayrı ayrı gerçekleştirmiş gibi toptancı bir yaklaşımla gerekçelendirilmiştir. Tespit edilen maddi olayla sanıkların eylemleri arasındaki bağlantı kurulmamıştır.
Bir kısım sanıklardan uyuşturucu madde ele geçirilmişse de sanıklar M. E., T. A. ve M. D.'den uyuşturucu madde ele geçirilmemiştir. Sanıklar aşamalardaki savunmalarında atılı suçu kabul etmemişlerdir. Sanıklara atılı örgüt kurmak ve örgüt üyesi olmak suçları Dairemizce sabit görülmediğinden, bir kısım sanıklardan ele geçen uyuşturucu maddeyle sanıklar M. E., T. A. ve M. D. arasındaki bağlantı kesilmiştir. Sözü edilen sanıkların kendilerinde uyuşturucu madde ele geçen sanıkların suçlarına iştirak ettiklerine dair olarak yapılan değerlendirmede de; sanıkların aleyhinde kendisinde uyuşturucu madde ele geçen sanık C. K.'nın beyanı dışında beyan ve suç ortağının açıklanması gibi bir durum olmadığı görülmektedir. Sanıklardan M. E. ve T. hakkında beyanda bulunan İ.'te ve M. aleyhinde beyanda bulunan T.'de uyuşturucu madde ele geçmemiş, keza M. aleyhinde beyanda bulunan A.'den uyuşturucu madde ele geçmemiş, İ., T. ve A.'in kullandığı iddia edilen uyuşturucu maddelerle davaya konu kokainler arasında bağlantı kurulmamıştır. Yukarıda açıklandığı gibi iletişim tespitlerinde saptanan konuşmalar hükümde somut olarak gösterilip tartışılmadığı için hükme esas alındıklarını kabul etmek ve temyiz incelemesinde değerlendirmek de mümkün değildir.
Açıklanan sebeplerle Sayın çoğunluğun sanıklar M.E., T.A. ve M.D. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan sübutu kabul eden düşüncesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy