(765 S. K. m. 13, 30, 59, 77, 403) (5237 S. K. m. 52, 62, 188) (5271 S. K. m. 309) (YCGK 17.04.2007 T. 2007/1-32 E. 2007/97 K.)
Dava: Yüksek Adalet Bakanlığı'nın, uyuşturucu madde imal etme suçundan hükümlü Yusuf K. hakkındaki hükmün infazı aşamasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen itirazın kabulüne ilişkin 09.01.2012 tarihli ve 2012/25 değişik iş sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22.05.2012 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı. Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Hükümlü Yusuf K. hakkında;
a) 08.03.1995 tarihinde işlediği uyuşturucu madde imal etme suçundan dolayı, İstanbul 4. Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 09.04.2003 tarihinde 1996/140 esas ve 2003/42 karar sayı ile 765 sayılı TCK'nın 403/1, 403/6, 403/7, 59, 13/2 ve 30/2. maddeleri uyarınca verilen 24 sene ağır hapis ve 14.739.312.000 TL ağır para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmünün kesinleştiği; infaz aşamasında, 5237 sayılı TCK'nın yürürlüğe girmesi nedeniyle lehe olan kanunun belirlenmesi yönünden Cumhuriyet savcılığınca yapılan başvuru üzerine, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 20.09.2006 tarihinde 2006/133 esas ve 2006/177 karar sayı ile hükümlünün lehe olan 5237 sayılı TCK'nın 188/1, 188/4, 188/5, 62 ve 52.maddeleri uyarınca 18 sene 9 ay hapis ve 9000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, uyarlama kararının 14.03.2007 tarihinde kesinleştiği, Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nin 25.05.2007 tarih ve 2007/478 müteferrik sayılı kararı ile hükümlünün 17.01.2007 tarihinden geçerli olmak üzere koşullu salıverilmesine karar verildiği, bu suçtan dolayı hakederek salıverileceği tarihin 06.06.2018 olduğu,
b) 13.06.1999 tarihinde işlediği uyuşturucu madde imal etme suçundan dolayı, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 25.02.2009 tarihinde 2006/179 esas ve 2009/26 karar sayı ile 5237 sayılı TCK'nın 188/1, 188/4, 188/5, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 18 sene 9 ay hapis ve 9000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün 21.01.2010 tarihinde kesinleştiği ve hükümlünün cezasının infazına 18.06.2010 tarihinde başlandığı,
c) İnfaz aşamasında hükümlü müdafiinin, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2006/179 esas ve 2009/26 karar sayılı ilamı ile aynı Mahkemenin 2006/133 esas ve 2006/177 karar sayılı ilamına konu cezaların içtima edilmesi isteğinin, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 11.10.2011 tarihinde 2011/1152 değişik iş sayı ile reddedildiği, hükümlü müdafiinin bu karara itiraz etmesi üzerine, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 09.01.2012 tarihinde 2012/25 değişik iş sayılı ile hükümlü müdafiinin itirazının kabulüne, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 11.10.2011 tarihli kararının kaldırılmasına, hükümlü hakkında İstanbul 12.Ağır Ceza Mahkemesi'nce 2006/133 esas ve 2006/177 karar sayı ile hükmedilen 18 yıl 9 ay hapis ile aynı Mahkemece 2006/179 esas ve 2009/26 karar sayı ile hükmedilen 18 yıl 9 ay hapis cezalarının 765 sayılı TCK'nın 77/1. maddesi gereğince içtima edilerek, neticeden 36 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, «Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17/04/2007 tarihli ve 2007/1-32 esas, 2007/97 sayılı kararında açıklandığı üzere; cezaların içtimaı bir infaz kurumu ve işlemi olup, içtimaya dahil olan suçlar hukuken bağımsızlıklarını korurlar ve her suç yönünden ayrı ayrı sonuç doğururlar, infaza ilişkin uygulamalar kazanılmış hak oluşturmadığından, içtimaya ilişkin uygulamalarda lehe oluşan hatalar kazanılmış hak teşkil etmeyeceği, somut olayda sanığın İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/02/2009 tarihli ve 2006/179 esas, 2009/26 sayılı kararı ile mahkum olduğu 18 yıl 9 ay hapis cezası ve 9.000 Türk lirası adlî para cezası ile anılan Mahkemenin 20/09/2006 tarihli ve 2006/133 esas, 2006/177 sayılı kararı ile mahkum olduğu 18 yıl 9 ay hapis ve 9.000 Türk lirası adlî para cezasının 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 77. maddesi uyarınca içtimasına kararı verilmeyeceği gözetilmeden itirazın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.» denilerek, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.01.2012 tarihli kararının bozulması istenmiştir.
Çözümlenmesi gereken sorun, koşullu salıverilme tarihinden önceki tarihte işlenen başka suç nedeniyle verilip, koşullu salıverilme ile hakederek salıverilme tarihleri arasında kesinleşen mahkumiyete konu ceza ile koşullu salıverilme kararına konu olan cezanın içtima edilip edilemeyeceğidir.
Her iki mahkumiyet hükmünün infazında, "koşullu salıverilme süresi yönünden", suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümlerine göre hükümlü lehine olan ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun'un ve 765 sayılı TCK'nın ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Cezaların içtimaına ilişkin kurallar 765 sayılı TCK'nın 68 ila 77. maddelerinde düzenlenmiş olup, somut olaya uygulanması istenen aynı Kanun'un 77/1. maddesinde "Aynı neviden şahsi hürriyeti bağlayıcı muvakkat cezaların birleştirilmesi halinde tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste 25, sürgünde 15, hafif hapiste 10 seneyi geçemez" hükmü öngörülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.05.1992 tarihli, 1-67/129 sayılı kararında da belirtildiği üzere; bir mahkumiyet hükmünün içtimaa konu edilebilmesi için, fiilen ve hukuken infazının olanaklı olması zorunludur. Hükümlünün koşullu salıverilmesi durumunda, ceza infaz kurumunda fiilen kalması gereken süre tamamlanmıştır. Hükümlü, koşullu salıverilme kararının kaldırılmasını gerektiren fiilleri gerçekleştirmediği sürece, koşullu salıverilen ceza nedeniyle tekrar ceza infaz kurumuna alınmasına olanak bulunmamaktadır.
Sonuç: Somut olayda, hükümlünün koşullu salıverildiği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.09.2006 tarihli, 2006/133 esas ve 2006/177 karar sayılı mahkumiyet hükmüne konu cezasının, koşullu salıverilme tarihinden önce işlediği suç nedeniyle verilip, koşullu salıverilme ile hakederek salıverilme tarihleri arasında kesinleşen İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 20.09.2006 tarihli, 2006/133 esas ve 2006/177 karar sayılı mahkumiyet hükmüne konu cezasıyla içtimaına olanak bulunmadığından, hükümlü müdafiinin itirazının reddi yerine kabulüne karar verilerek, her iki cezanın içtima ettirilmesi yasaya aykırı ve kanun yararına bozma talebine dayanan ihbar yazısında ileri sürülen düşünce bu nedenle yerinde olduğundan; İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.01.2012 tarihli ve 2012/25 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince BOZULMASINA; aynı Kanun'un 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için, dosyanın adı geçen Mahkemeye iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilmesine, 24.09.2012 tarihinde oybirliği ile, karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy