(5237 S. K. m. 43, 52, 53, 58, 191) (5271 S. K. m. 226, 321, 322)
Dosya incelendi.
Gereği Görüşülüp Düşünüldü:
A- Sanıklar S.A., B.K., M.S.B., A.B. ve Y.E.Ç. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanıklar hakkında bir gün karşılığı adli para cezası tayin edilirken ve adli para cezası taksitlendirilirken kanun maddesinin gösterilmemesi,
2- TCK'nın 53. maddesinin (3) fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden tümü için yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanıklar S.A., B.K., M.S.B. ve A.B. müdafileri ile sanık Y.E.Ç.'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükümlerin CMUK'nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak bu aykırılıkların yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan;
1- Hüküm fıkrasının 3. bendinin 5. paragrafının, 4. bendinin 4. paragrafının, 6. bendinin 5. paragrafının, 7. bendinin 5. paragrafının, 8. bendinin 5. paragrafının, 9. bendinin 4. paragrafının ve 10. bendinin 4. paragrafının baş kısmına TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ibaresinin eklenmesi,
2- TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümlerin metinden çıkarılması ve her birinin yerine Sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının 1. cümlesinin uygulanmasına ibaresinin yazılması,
Suretiyle, hükümlerin düzeltilerek onanmasına, hükmolunan cezanın miktarı ile tutuklulukta geçen süreye göre sanık A.B. müdafiinin ve Y.E.Ç'in salıverilme isteklerinin reddine, üye M. K.'nın karşı oyu ve oyçokluğuyla,
B- Sanık A.A. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan hükümlerin incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında 09.01.2011, 13.01.2011 ve 18.01.2011 tarihlerindeki eylemlerinin TCK'nın 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suçu oluşturduğu gözetilmeden 09.01.2011 tarihli 2. olay nedeniyle bir mahkûmiyet hükmü, 13.01.2011 ve 18.01.2011 tarihli 2. ve 3. olaylar nedeniyle de TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle ayrı bir mahkûmiyet hükmü kurulması,
2- Sanık hakkında bir gün karşılığı adli para cezası tayin edilirken ve adli para cezası taksitlendirilirken kanun maddesinin gösterilmemesi,
3- TCK'nın 53. maddesinin (3) fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden tümü için yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi,
4- Tekerrüre esas alınan Mersin 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/485 esas, 2010/556 karar sayılı ilamının 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yer alan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin olması; bu suçun 5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Kanunla değişik 191. maddesinde düzenlenmesi ve koşulları oluştuğu takdirde davanın düşmesi seçeneğine de yer verilmesi nedeniyle, sözü edilen hükümlülüğün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
5- Kabule göre de; İddianamede ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki görüşünde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 58. maddesinin uygulanması istenmediği halde, 5271 sayılı CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden tekerrür hükümlerinin uygulanması,
Yasaya aykırı sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA, üye M. K.'nın değişik gerekçesi ve oybirliğiyle,
C- Sanık A.A. hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün incelenmesi:
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, 03.02.2011 tarihli 8. eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipinin doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 13.01.2011 tarihli 2. eyleme yönelik güven alım tutanağı, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı itibariyle; 13.01.2011 tarihinde diğer sanıklar S. ve A. tarafından gizli soruşturmacılara suça konu eroinin satıldığı, sanık A.K'un bu eyleme iştirak etmediği anlaşıldığından, 03.02.2011 tarihli eylemden mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken TCK'nın 43. maddesi uygulanmak suretiyle fazla ceza tayini,
2- Sanık hakkında bir gün karşılığı adli para cezası tayin edilirken ve adli para cezası taksitlendirilirken kanun maddesinin gösterilmemesi,
3- TCK'nın 53. maddesinin (3) fıkrası uyarınca 53/1-c madde ve bendindeki velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun sadece kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden tümü için yoksunluğun koşullu salıverilme tarihine kadar sürmesine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükmün BOZULMASINA, 11.02.2013 tarihinde üye M. K.'nın değişik gerekçesi ve oybirliği ile, karar verildi.
KARŞI OY VE DEĞİŞİK GEREKÇE
Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 14.04.2011 tarih ve 2011/193-257-84 sayılı iddianamesiyle; Mersin Emniyet Müdürlüğü'nce yapılan istihbarı çalışmalarda; Mersin ili mahalleleri ve ara sokaklarında yoğun şekilde uyuşturucu madde satıldığı, uyuşturucu ticari faaliyetlerinin çoğunlukla bir araya gelerek yüz yüze karşılıklı güven alımı esasına dayalı, değişik yer ve yöntemler belirlenerek yapıldığı şeklinde bilgiler elde edilmesi ve bu uyuşturucu ticari faaliyetlerinin sadece fiziki takip, teknik takip veya teknik araçlarla izleme faaliyetleriyle deşifre edilmesinin mümkün olmayacağının anlaşılması üzerine, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/45635 ve 2010/45636 sayılı soruşturmaları ile irtibatlı olarak Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinden 12.12.2010 tarih ve 2010/871-872 Değişik-İş sayılı kararların alındığı, 10.12.2010-25.02.2011 tarihleri arasında yürütülen çalışmalar sonucu, gizli soruşturmacılar tarafından toplam 110 ayrı güven alımı gerçekleştirmek suretiyle elde edilen uyuşturucu maddelere el konulmuş, uyuşturucu madde satışı yapan kişilerin bir kısmının ferdi olarak hareket ettiği, ancak bir kısmının ise örgütsel yapı içinde hareket ettikleri tespit edilmiştir. Yapılan bu tespitler neticesinde; örgütsel yapısı ve faaliyetleri aşağıda ayrıntılı olarak anlatılan, S.A. liderliğindeki ve yukarıda isimleri verilen diğer şüpheliler ile oluşan suç örgütünün, uyuşturucu madde satışını örgütsel bir yapı içinde gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır. anlatımı ile dava açılmış, İddianamede 9 ayrı olay anlatılarak, şüpheliler A.K., A.A., Y.E.Ç., B.K., M.S.B ve A.B.'in 2, 4, 6. Olaylar nedeniyle TCK'nın 188/3-4-5. maddeleri ile 3'er kez cezalandırılmaları, yine TCK'nın 220/5. maddesi delaletiyle TCK'nın 188/3-4-5. maddeleriyle 1, 3, 5, 7, 8, 9. olaylar nedeniyle 6'şar kez cezalandırılmaları talebiyle dava açılmıştır.
Yargılama sonunda Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.12.2011 tarih ve 2011/97 esas, 2011/276 karar sayılı kararı ile İddianamedeki olaylar sabit kabul edilerek sanık S.A.'ın 2, 4 ve 6. Olaylar nedeniyle TCK'nın 188/3-4, 43, 62. maddeleri ile; sanık A.A.'ın 1. Olay nedeniyle TCK'nın 188/3- 4, 62. maddeleri ile, 2. ve 3. Olay nedeniyle TCK'nın 188/3-4, 43, 62. maddeleri ile; sanık A.K.'un 2. ve 8. Olaylar nedeniyle TCK'nın 188/3-4, 43, 62. maddeleri ile; sanık B.K.'un 5. ve 7. Olaylar nedeniyle TCK'nın 188/3-4, 43, 62. maddeleri ile; sanık M.S.B.'in 4. ve 6. Olaylar nedeniyle TCK'nın 188/3-4,43,62. maddeleri ile; sanık A.B.'in 5. Olayla ilgili olarak TCK'nın 188/3-4,62. maddeleri ile; sanık Y.E.Ç.'in 4. Olayla ilgili olarak TCK'nın 188/3-4,62. maddeleri ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
Mahkeme kararında iddia, esas hakkında mütalaa ve savunmalara yer verildikten sonra 1. Olaydan 9. Olay dahil olayların sübutu tartışılmış, sübut tartışılırken sanıkların Gizli Soruşturmacılara uyuşturucu madde sattıkları ve ekspertiz raporlarına göre el konulan uyuşturucu maddelerin eroin içerdiklerinin tespit edildiği, örgüt suçunun sabit olmadığı kabul edilmiştir.
Soruşturma Ve Kovuşturma Aşamasındaki Hukuka Aykırılıklar
I- Gizli Soruşturması görevlendirilmesine ilişkin karar:
Dosya kapsamından, Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün istihbarı faaliyetleri ile Mersin ilinde uyuşturucu madde satışı suçlarını takip için Cumhuriyet savcılığı aracılığı ile Gizli Soruşturmacı ve Sorumlu Kolluk Görevlisi atanmasını istediği, Mersin Cumhuriyet Savcılığı'nın talebi üzerine Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.12.2010 tarih ve 2010/871-872 Değişik iş sayılı kararlarla;
Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 10.12.2010 tarih ve 2010/45636 sayılı yazıları ile suç işlemek amacıyla uyuşturucu madde ticareti suçundan yürütülen soruşturma nedeniyle gizli soruşturmacı ve sorumlu kolluk görevlendirilmesi isteminde bulunulmuş olmakla, soruşturma belgeleri ve ekleri incelendi.
Gereği Düşünüldü:
Uyuşturucu madde ticareti suçu iddiasıyla yapılan soruşturmada, suç işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilmesi imkanının bulunmaması nedeniyle talebin KABULÜNE,
CMK'nın 139/1-(7)-(a)-(1) maddesi uyarınca GS276 ve GS295 kod nolu görevlilerin Gizli Soruşturmacı olarak görevlendirilmesi, SKG205 kod nolu görevlinin ise Sorumlu Kolluk Görevlisi olarak GÖREVLENDİRİLMESİNE,
Evrakın ikmali için Cumhuriyet savcılığına tevdiine, itiraz yasa yolu açık olmak üzere karar verildi. 10.12.2010 şeklinde, 2 kişiyi Gizli Soruşturmacı ve bir kişiyi de Sorumlu Kolluk Görevlisi olarak görevlendirdiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı CMK'nın Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesi başlıklı 139. maddesine baktığımızda;
Madde 139-(1) Soruşturma konusu suçun işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka surette delil elde edilememesi halinde, hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı kararı ile kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. denildiğini görmekteyiz.
Maddeye göre gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için;
1- Suç, kanunda sayılan ve gizli soruşturmacı kullanılabilecek suçlardan olmalıdır, (Dava konusu suç Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti (Madde 188) olduğu ve TCK 188 madde CMK 139. maddede yer aldığı için bu konuda sorun yoktur.)
2- Suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması,
3- Başka yolla delil elde edilme imkanının bulunmaması,
4- Hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı gereklidir.
Olayımızda; Soruşturma başlatılırken fail/failler veya fiiller somut olarak belirtilmediği için başlangıçta suçun işlendiği belirsizdir. Oysaki gizli soruşturmacı görevlendirilmesi için olay somutlaştırılmalı, soruşturma konusu suçun işlenmiş ya da işlenmekte olması gereklidir. Somut olayda ise bir nevi önleme amaçlı Gizli Soruşturmacı görevlendirilmiştir. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2011 tarih ve 2010/45635 sayılı yazılarından Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararlara bağlı olarak içlerinde dosyamızın sanıklarının da bulunduğu toplam 59 kişinin gözaltına alındığı, aslında belli bir olay veya failin izlenmediği, fiil işlenmeden önce karar alındığı anlaşılmaktadır. Yine Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.02.2011 tarih ve 2010/45635 sayılı yazılarından Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararlara bağlı olarak 62 kişinin gözaltına alındığı anlaşılmaktadır.
Suç işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunup bulunmadığı ve başka surette delil elde etme imkanı olup olmadığı konusunda bir araştırma yapılıp yapılmadığı da bilinmediği için bu koşulların varlığı da bilinmemektedir.
14.02.2007 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanunu'nda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesindeki tanımlara göre: Başka suretle delil elde edilmesi imkanının bulunmaması hali: Soruşturma veya kovuşturma sırasında diğer tedbirlere başvurulmuş olsa bile sonuç alınamayacağı hususunda bir beklentinin varlığı veya başka yöntemlerden biri veya birkaçının uygulanmasına rağmen delil elde edilememesi ve delillere ancak bu Yönetmelikte düzenlenen tedbirlerle ulaşılabilecek olmasını, ifade etmektedir.
Mersin Emniyet Müdürlüğünün 10.12.2010 tarihli ve Mersin Cumhuriyet Savcılığı yazılarında Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesi için talebin kabulünü gerektirir bilgiler bulunmadığı gibi, Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine karar veren Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinin kararında kanun hükmünü tekrarlamaktan başka herhangi bir gerekçe de bulunmamaktadır. Sözü edilen karar Anayasanın 141. ve CMK'nın 34. maddelerine aykırı bir karardır.
Sözü edilen
Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesindeki tanımlara göre: Gizli soruşturmacı: Gerektiğinde örgüt içine sızmak, gözetlemek, izlemek, örgüte ilişkin her türlü araştırmada bulunmak ve örgütün işlediği suçlarla ilgili iz, eser, emare ve delilleri toplamak ve muhafaza altına almakla görevlendirilen kamu görevlisi dir.
Kışkırtıcı ajan ise, insanları bazı suçları işlemeye sürüklemekle görevli kişidir. Kışkırtıcı ajan ile gizli soruşturmacının yaptığı eylemler farklılık arz etmektedir. Gizli soruşturmacı, hiçbir zaman azmettiren konumunda olmayıp, bulunduğu örgütün içerisinde iken delilleri toplamakta, kışkırtıcı ajan ise suç işleyen kişinin ortaya çıkarılması için suç işlemeye azmettirmektedir.
Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinin gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararı hukuka aykırı olduğu gibi, Gizli soruşturmacıların somut olaydaki çalışmaları sanıkları suç işlemeye sürükleyen kışkırtıcı ajan tarzında oluşu nedeniyle de hukuka aykırıdır.
II- Teknik Araçlarla izleme:
CMK'nın Teknik Araçlarla İzleme başlıklı 140. maddesine göre;
Madde 140-(1) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebepleri bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi halinde, şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir.
Maddeye göre; Şüpheliler hakkında Teknik araçlarla izleme kararı verilebilmesi için:
1- Suç kanunda sayılan suçlardan olmalıdır,
2- Suçun işlendiği konusunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması,
3- Başka yolla delil elde edilme imkanının bulunmaması,
4- Hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararı gereklidir.
Olayımızda sanıkların 5271 sayılı CMK'nın 140. maddesindeki düzenlemeye göre teknik araçlarla izlenmelerine ilişkin bir karar bulunmamaktadır. Alınan Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak Teknik Araçlarla izleme yapılamaz. Buna rağmen teknik araçlarla izleme yapılmış, görüntü ve ses kayıtları yapılmıştır.
Mahkemece 1.-9. olayların sübutu tamamen teknik izlemeye dayandırılmıştır. CMK'nın 217. maddesine göre; Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir. Hukuka uygun olmayan teknik izlemelerle sübuta gidilmesi mümkün değildir.
III- Ekspertiz raporları:
Dosyada bulunan ekspertiz raporlarına göre; sanıklardan elde edilen maddelerin test ve incelenmesinden maddelerin eroin olduğu anlaşılmakta, ancak madde miktarının azlığı nedeniyle miktarsal analiz yapılamadığı belirtilmektedir.
Örneklemek gerekirse: Adana Kriminal Daire Başkanlığının 23.11.2011 tarihli Ekspertiz raporuna göre: A.K.'tan elde edildiği iddia edilen 0,2 gram toz madde için; Yapılan test ve incelemeler sonucu; söz konusu maddenin, uyuşturucu maddelerden eroin olduğu belirlenmiştir. Söz konusu maddenin miktarı az olduğundan miktarsal analizi yapılamamaktadır. şeklinde bilirkişi raporu düzenlenmiştir. Rapor ekindeki 17.02.2011 tarihli Zarf açma ve Deney numunesi alma tutanağına göre ise; Ekspere 0,2 gram madde teslim edilmiş, tamamı deneyde kullanılmış olduğundan, tekrar inceleme yapma imkanı da bulunmamaktadır.
Aynı şekilde sanık B.K.'tan ele geçirildiği iddia edilen 0,1 gram madde ile M.S.B.'ten elde edildiği iddia edilen 0,5 ve 0,6 gram; sanık B.K.'tan elde edildiği iddia edilen 0,08 gram-0,06 gram- 0,02 gram; sanık S.A.'dan elde edildiği iddia edilen 0,05 ve 0,06 gram, yine sanık S.A.'dan elde edildiği iddia edilen 0,12 gram, sanık B.K.'tan elde edildiği iddia edilen 0,18 gram maddelerle ilgili düzenlenen 15.03.2011 tarihli ekspertiz raporu ile ekindeki 04.03.2011 tarihli Zarf açma ve Deney numunesi alma tutanakları; A.A.'dan elde edildiği iddia edilen 0,09 ve 0,1 gram maddelerle ilgili düzenlenen 14.02.2011 tarihli ekspertiz raporları ile ekindeki 10.02.2011 tarihli Zarf açma ve Deney numunesi alma tutanakları; sanık A.A.'dan ele geçirildiği iddia edilen 0,02 gram madde ile ilgili düzenlenen 21.02.2011 tarihli ekspertiz raporu ile ekindeki 09.02.2011 tarihli Zarf açma ve Deney numunesi alma tutanağına göre miktarsal analizi yapılamayan maddelerin yeniden incelenme imkanı da bulunmamaktadır.
Ele geçirilen maddelerin miktarsal analizlerinin yapılamamış olması karşısında, maddelerin 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde belirtilen ve suç oluşturan miktarlarda olup olmadığı kuşkuludur.
IV- Sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanması:
Mersin 6. Sulh Ceza Mahkemesinin hukuka aykırı kararı ile gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kişilerin somut olaydaki çalışmaları sanıkları suç işlemeye sürükleyen kışkırtıcı ajan tarzında ve hukuka aykırı olduğu gibi, olayda örgüt özelliği olmadığı halde güven alımı adı verilen sanıklardan uyuşturucu madde temin etme eyleminin birden çok tekrarlanarak sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanmasına yol açılması da Hukuk Devleti ilkeleri ve hukuk etiği ile bağdaşır değildir.
V- Tanık Dinlenmesi:
Sanıklar savunmalarında uyuşturucu madde temin etme suçlamasını kabul etmemişler, bir kısım sanıklar uyuşturucu maddeyi kullanmak için bulundurduklarını ifade etmişlerdir. Yukarıda açıklandığı gibi Gizli Soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karar kanuna uygun değildir. Sanıklar hakkında Teknik araçlarla izleme kararı alınmadığı için görüntü ve ses kayıtları hukuka aykırı delildir. Bu durumda suçun sübutu için güven alımı adı verilen uyuşturucu madde temin etme eylemini gerçekleştiren kamu görevlilerinin tanık olarak dinlenmeleri gereklidir. 5271 sayılı CMK'nın 139. maddesine göre kimliği gizli tutulması gereken gizli soruşturmacıların, CMK'nın 58/(2) maddesinin Tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Kimliği saklı tutulan tanık, tanıklık ettiği olayları hangi sebep ve vesile ile öğrenmiş olduğunu açıklamakla yükümlüdür. Kimliğinin saklı tutulması için, tanığa ait kişisel bilgiler, Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından muhafaza edilir. hükümleri ile Tanık Koruma Kanunu hükümlerine göre dinlenmeleri mümkündür.
İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin Dürüst Yargılama Hakkı başlıklı 6/3,d maddesi hükmüne göre bir suç isnadına maruz kalan herkes, aleyhine olan tanıklara soru sordurmak hakkına sahiptir. Dava sırasında sanık tanık konumundaki Gizli Soruşturmacıya soru sordurma hakkını da kullanamamıştır. Karar bu yönü ile de hukuka aykırıdır.
VI- Hükmün Gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar:
5271 sayılı CMK'nın 230/1-b) bendine göre hükmün gerekçesinde;
b) Delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi. gereklidir.
Halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nın Kanuna Muhalefet Halleri başlıklı 308. maddesinin 7. bendine göre: Hükmün esbabı mucibeyi ihtiva etmemesi, kanuna muhalefet halidir. 5271 sayılı CMK'nın Hukuka Kesin Aykırılık Halleri başlıklı 289. maddesinin 1/g bendine göre de; Hükmün 230 uncu Madde gereğince gerekçeyi içermemesi. Hukuka kesin aykırılık halidir.
1412 sayılı CMUK'nın 308. maddesine göre hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delilleri göstermediği gibi aksine hukuka aykırı ve karar alınmadan yapılan teknik araçlarla izlemeye dayanan, hukuka aykırı sübut delilleri gerekçe yapılarak kurulan ve bu şekilde gerekçesi eksik olan hüküm kanuna aykırıdır.
SONUÇ: 1- Sanıklar S.A., B.K., M.S.B., A.B. ve Y.E.Ç. haklarındaki uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan hükümlerin Düzeltilerek Onanmasına ilişkin Sayın çoğunluk görüşüne, CMUK'nın 308. maddesi gereğince kanuna aykırılık nedeniyle hükümlerin bozulması gerektiği düşüncesiyle katılmıyorum.
2- Sanık A.A. ve A.K. haklarında uyuşturucu madde ticareti yapma suçlarından kurulan hükümlerin yukarıda belirtilen değişik gerekçe ile ve kanuna aykırılık nedeniyle de bozulması düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy