(5352 S. K. m. 9, 12, 14, Geç. m. 2) (5271 S. K. m. 267, 271) (5320 S. K. m. 8) (3167 S. K. m. 16) (1412 S. K. m. 305)
Dosya incelendi.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya içindeki belge ve bilgilerden;
a) Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih ve 2008/355 esas, 2009/17 karar sayılı kararı ile A.'in, 24.12.2007, 20.01.2008, 20.02.2008, 20.03.2008 ve 20.04.2008 tarihlerinde işlemiş olduğu karşılıksız çek keşide etme suçları nedeniyle hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 16/1. maddesi uyarınca sırasıyla 3.500 TL, 4.000 TL, 4000 TL, 3.500 TL ve 3.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve aynı Kanun'un 16/3. maddesi gereğince her bir suç nedeniyle ayrı ayrı 1'er yıl süre ile çek hesabı açtırmaktan yasaklanmasına karar verildiği ve hükmün temyiz edilmeyerek 10.03.2009 tarihinde kesinleştiği;
b) Hükmün kesinleşmesinden sonra katılan vekilinin 27.08.2009 havale tarihli dilekçesi ile şikayetten vazgeçmesi üzerine Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 27.08.2009 tarihinde 2008/355 esas, 2009/17 karar sayılı ek kararı ile yine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 16/b. maddesi uyarınca hükmün tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldırılmasına karar verildiği,
c) Hükümlü A.'in 28.09.2009 havale tarihli dilekçesi ile adli sicil arşiv kaydının silinmesi yönündeki isteği üzerine Trabzon 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.10.2009 tarih ve 2009/121 değişik iş sayılı kararı ile; arşiv kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun geçici 2/2. maddesi gereğince özel yasa olması sebebiyle arşiv kaydının silinmesinin mümkün olmadığı yasa gereği olduğundan, ayrıca 12/1. maddesi uyarınca süre koşulu gerçekleşmediği belirtilerek 5352 sayılı Yasanın 12 ve geçici 2/2 maddesi gereğince isteğin reddine karar verildiği,
d) Hükümlü A.'in, 15.10.2009 havale tarihli dilekçesi ile bu karara itiraz etmesi üzerine, dosyanın itiraz incelemesi yapılmak üzere Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderildiği,
e) Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 26.10.2009 tarih ve 2009/366 değişik iş sayılı kararı ile; Trabzon 4. Asliyle Ceza Mahkemesinin 06.10.2009 tarih ve 2009/121 değişik iş sayılı kararına yapılan itirazın, itiraz yasa yoluna tabi olmadığından usulen reddine, ancak hüküm temyize tabi olduğundan temyiz konusunda gereği yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iade edilmesi nedeniyle temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.
5271 sayılı CMK'nın 267-271. maddelerinde düzenlenen itiraz, kural olarak hakimlik kararlarına, yasada açık olarak belirtilmiş olmak koşulu ile de mahkeme kararlarına karşı başvurulan olağan bir yasa yoludur. CMK'nın 267. maddesine göre, hakim kararları aksine bir hüküm yoksa itiraza tabidir; mahkeme kararlarının itiraza tabi olması için kanunda açık hüküm bulunması gerekir. Kanunda açık bir hüküm yoksa, mahkeme kararına karşı başvurulacak kanun yolu temyizdir.
5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesinin 1. fıkrası uyarınca halen yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesinin 1. fıkrasında; ceza mahkemelerinden verilen hükümlerin temyize tabi olduğu belirtilmiş, 2. fıkrada ise hangi hükümlerin temyize tabi olmadığı ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Bir mahkeme kararı olan incelemeye konu kararın, itiraza tabi bir karar olduğu yönünde gerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda gerekse 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nda açık bir hüküm bulunmadığı gibi, 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen ayrık hükümlerden de olmadığı, bu hali ile temyize tabi olduğu dikkate alınarak yapılan incelemede;
01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunun; geçici 2. maddesinin 1. fıkrasında; bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte, Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce toplanmış olsun veya olmasın, suç tarihi itibariyle yürürlük tarihinden önceki kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanuna göre süre yönünden silinme koşulları oluşanların silineceği; diğer kayıtlar için bu Kanun hükümlerine göre işlem yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Adli sicil arşiv kaydının silinmesi isteğine konu mahkumiyetlerin suç tarihlerinin 24.12.2007, 20.01.2008, 20.02.2008, 20.03.2008 ve 20.04.2008 olması nedeniyle, olayda 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 9. maddesinin 1/b. fıkrasında; ceza mahkumiyetini bütün sonuçlarıyla ortadan kaldıran şikayetten vazgeçme veya etkin pişmanlık halinde, adli sicil bilgilerinin, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünce silinerek, arşiv kaydına alınacağı belirtilmiş, arşiv bilgilerinin hangi koşullar altında silineceği aynı Kanunun, 12. maddesinde ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiş; 14. maddesinde ise, Adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesiyle ilgili kararları almak ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile üç hakimden oluşan bir komisyon kurulacağı hüküm altına alınmıştır. Böylelikle, yürürlükten kalkan 3682 sayılı Kanun'dan farklı olarak; adlî sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi kararlarını alma görevinin bu madde hükümlerine göre kurulan komisyona ait olduğu belirtilmiştir. Bu düzenleme karşısında, adli sicil ve arşiv kayıtlarının silinmesi yönündeki isteklerin bu komisyon tarafından karara bağlanacağı, komisyonun kararlarına karşı da idari yargı yoluna başvurulabileceği açıktır.
Yine 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasına göre fiilin kanunla suç olmaktan çıkarılması halinde, bu suçtan mahkûmiyete ilişkin adli sicil ve arşiv kayıtları, talep aranmaksızın tamamen silinecektir. Adli sicil arşiv kaydının silinmesi isteğine konu mahkûmiyetlerin karşılıksız çek keşide etmek fiiline ilişkin olduğu ve bu fiilin hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1.fıkrasında suç olarak kabul edilip, cezai yaptırım öngörüldüğü ve bu suça ilişkin adli sicil arşiv kaydının silinmesi için 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen süre koşulunun da gerçekleşmediği anlaşılmakla birlikte; hükümden sonra 03.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6273 sayılı Çek Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 3. maddesi ile karşılıksız çek keşide etme fiilinin suç olmaktan çıkartılarak kabahate dönüştürüldüğü dikkate alınarak, isteğe konu arşiv kayıtları hakkında 5352 sayılı Kanun'un 12. maddesinin 2. fıkrasının uygulanması zorunlu hale gelmiştir.
Somut olayda; adli sicil arşiv kaydının silinmesi isteğine konu mahkumiyetlerin suç tarihlerinin 24.12.2007, 20.01.2008, 20.02.2008, 20.03.2008 ve 20.04.2008 olması nedeniyle, bu kayıtlar hakkında 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, isteğe konu adlî sicil arşiv kaydının silinmesiyle ilgili kararları alma görevinin 5352 sayılı Kanun'un 14. maddesine göre kurulan komisyona ait olduğu dikkate alınarak görev nedeniyle isteğin reddine karar verilmesi gerekirken, silinme koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı biçimde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, hükümlü A.'in temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, hükmün BOZULMASINA, 27.12.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy