Adalet Bakanlığının, 06/07/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık ... hakkındaki yasaklanmış hakların iadesine ilişkin Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2018 tarihli ve 2008/14 esas sayılı ek kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/07/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısında kanun yararına bozma talebine konu olan ek kararın dosya numarasının “2008/14” yerine “2018/14” olarak yazılması yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanığın 10/07/2008 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu nedeniyle yapılan yargılama sonucunda, Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/03/2009 tarihli ve 2008/1551 esas, 2009/199 sayılı kararıyla TCK'nın 191/1. maddesi gereğince 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 191/6. maddesi gereğince denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeden kesinleştiği,
2- Ancak sanığın tedbirin gereklerine aykırı davrandığı gerekçesiyle Ankara 7. Sulh Ceza Mahkemesinin 02/04/2010 tarihli ve 2008/1551 esas, 2009/199 sayılı ek kararıyla 1 yıl hapis cezasının aynen infaz edilmesine karar verildiği, ancak kanun yararına bozma yoluna başvurulmak üzere 03/03/2011 tarihinde infazın durdurulmasına karar verildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 26/02/2019 tarihli ve 2019/238 Muh. sayılı yazısına göre henüz infazının tamamlanmadığı,
3- Hükümlünün 15/10/2018 tarihli dilekçesiyle yasaklanmış haklarının geri verilmesini talep etmesi üzerine, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2018 tarihli ve 2008/14 esas sayılı ek kararıyla “yasaklanmış hakların iadesine” karar verildiği ve kararın yasa yolu incelemesinden geçmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesince hükümlünün talebinin kabulü ile memnu hakların iadesine karar verilmiş ise de, yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karara dayanak teşkil eden 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu 13/A maddesinde yer alan, ''5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması, b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve
hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.'' şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, memnu hakların iadesi kararı verilebilmesi için infazın tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık sürenin geçmiş olmasının gerekmesi karşısında, hükümlünün mahkum olduğu 1 yıl hapis cezasının infazın tamamlanmamış olduğu cihetle, yasaklanmış hakların iadesine ilişkin kararın verildiği 19/10/2018 tarihinde 3 yıllık sürenin dolmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." denilerek, Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2018 tarihli ve 2008/14 esas sayılı ek kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Hükmün infazının henüz tamamlanmamış olması karşısında, henüz 5352 sayılı Adli Sicil Kanununun “Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi” başlıklı 13/A maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan “Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması” şartının gerçekleşmediği ve bu durumda karar tarihi itibari ile yasaklanmış hakların geri verilme koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu gibi,
19/10/2018 tarihli karardan önce 28/06/2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesi hükümlü lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrası ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin, olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı bu suç tarihinden önce açılmış başka dava olup olmadığının, varsa hükümlünün bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde hükümlünün infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararlarının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra;
a) Hükümlü bu suçu, daha önce işlediği aynı nitelikteki başka bir suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet kararı verilmiş ise, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine”,
b) Hükümlü hakkında, bu suç tarihinden önce, aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya hükümlü bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise, daha önceki tarihlerde işlediği aynı suçtan dolayı verilmiş olan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararları ve önceki hükümlülükleri dikkate alınmaksızın, bu suç nedeniyle doğrudan tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan hükümlü hakkında, 6545 sayılı Kanunun 68. maddesi ile değişik TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanunun 85. maddesi ile eklenen 5320 sayılı Kanunun geçici 7. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde suç tarihi itibarıyla, 5560 sayılı Yasa ile değişik TCK’nın 191. maddesine göre ceza takdir edilip “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına”,
Karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Ankara 33. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2018 tarihli ve 2008/14 esas sayılı ek kararının 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy