(1479 S. K. m. 66, Geç. m. 2) (506 S. K. m. 120) (5434 S. K. m. 105) (Sosyal Sigorta İşlemleri Tüzüğü m. 126)
Davacı Avukatı, uzun seneler nakliyecilik ve otelcilik yapan müvekkilinin, 1479 Sayılı Yasa'nın geçici 2 nci maddesinden yararlanmak üzere kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki 10 yıllık sürenin kabulü için resmi belge ile davalı Kurum'a başvurduğunu, ancak, nüfustaki 1.5.1928 doğum kaydının 1.5.1926 olarak düzeltilmesine ilişkin mahkeme kararının 1.4.1972 tarihinden önce olmadığından bahisle bu isteğin kabul edilmediğini ileri sürerek, davalı Kurum'un yersiz olan red kararının kaldırılmasına ve vaki sataşmanın önlenmesini istemiştir.
Mahkeme, 1479 Sayılı Yasa'nın 66 ncı maddesi hükmüne göre, yaş tashihi yoluyla anılan kanundan yararlanma olanağı bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddeylemiştir.
Hüküm, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Türk Ulusu adına yargı yetkisini kullanan Yargıtay 10 ucu Hukuk Dairesinin Başkanı M. Ç. ve Üyeleri F. U., N. İ., İ. G. ve C. K.nın katıldığı 29.1.1974 tarihli oturumda dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yolsuzluk görülmemesine göre, yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA ve 15 lira temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Başkan M. Ç.'nin muhalefetine karşı Üye F. U., N. İ., İ. G. ve C. K.'nın oylarıyla ve oyçokluğu ile 21.01.1974 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
1479 Sayılı Yasa'nın 66 ncı maddesinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına ilişkin yaş ile ilgili hükümlerin uygulanmasında sigortalının bu kanuna tabi olarak ilk defa çalışmaya başladığı tarihte nüfus kütüğünde kayıtlı bulunan doğum tarihinin gözönünde tutulacağı yollu kural, mükerrer kaydın varlığı durumunda bunlardan hangisinin esas alınacağını belirlemeye yöneliktir; yoksa bu hükümden, mahkeme hükmüyle düzeltilmiş kaydın gözönünde tutulamayacağı anlamı çıkarılamaz. Zira, yaşın hükümle düzeltilmesi durumunda yeni bir kayıt tesis edilmemekte; esasen var olan kayıt düzeltilmektedir; yani aynı kayıt düzeltilmiş biçimiyle varlığını sürdürmektedir. Bu tür kararların yenilik doğurucu değil, açığa çıkarıcı nitelikleri de bu yönü başkaca doğrulamaktadır.
Anılan hüküm, düzenlediği alanda, 506 sayılı Kanun'un 120 nci maddesinden farksızdır. Sosyal Sigorta İşlemleri Tüzüğü'nün bu maddenin uygulanmasına ilişkin 126 ncı maddesi ise, tamamen yukarıda belirtilen esaslar içermektedir.
Öyle sanılır ki mahkeme ve aynı görüşü paylaşan Daire çoğunluğu, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu uygulamasından ve bu kanunun 105 nci maddesinden esinlenmişlerdir. Ancak 105 nci maddede, doğum düzeltmelerine ilişkin mahkeme kararlarının- o da belli bir tarihten sonra gözönünde tutulamayacağı hususu, gayet belirgin olarak belirtilmiştir ve uygulanmanın o yolda biçimlenmesi bu açıklığın zorunlu sonucudur. Oysa 1479 Sayılı Kanun'un 66 ncı maddesi böyle bir ayrık hüküm öngörmemiştir.
Bu nedenlerle, hükmün bozulması oyundayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy