(506 S. K. m. 2, 3) (1475 S. K. m. 1)
Dava: Davacılar, murislerinin davalıya ait işlerinde işçi olarak çalışmakta iken, meydana gelen iş kazasında ölmesi üzerine, uğranılan manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Mahkeme, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A. Kapusuzoğlu tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi :
Karar: Davacıların miras bırakanı A. Yalçın'ın davalı "Sosyal Sigortalar Kurumu" nda temizlik işçisi olarak çalıştığı, 3.12.1973 tarihinde davalı Kurum'a ait işyerinde pencere camlarını temizlerken bina üst katından düştüğü ve beyin kanaması sonucu öldüğü davada tartışmasızdır.
Mahkeme, miras bırakan A. Yalçın'ın memur statüsünde ve T.C. Emekli Sandığına bağlı olduğunu ve Yüksek hakem Kurulu'nun bir kimsenin işçi olduğunu saptayan kararının mahkemeleri bağlamıyacağını belirterek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiştir.
Bir kimsenin işçi niteliğini taşıyıp taşımadığını saptamak için olay tarihindeki mevuzatın gözönünde tutulması gereği ortadadır. Zararlandırıcı olayın meydana geldiği tarihte ise, 7 sayılı "Kanun Hükmünde Kararname" yürürlüktedir. Davacıların miras bırakanı, belirgin olarak, bu Kararname'nin işçi olarak tanımlandığı ve belirlediği kimseler çevresine girmektedir. Kaldı ki Sendikalar Kanunu'nun 1317 sayılı kanunla değişik 2'nci maddesi, kamu kesiminde çalışanlardan bedensel çalışmaları üstün olanları "işçi" olarak kabul etmiştir ve aynı maddenin 5'inci bendin,e "bir kimsenin 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununa tabi olması veya kanunlara göre kadro karşılığı ücret alması, hakkında bu kanunla 275 sayılı kanun ve İş Kanunları hükümlerinin uygulanmasına engel" olmayacağı esası belirtilmiştir. Sözü edilen madde bentlerinin 1327 sayılı Yasa ve sair Yasalarla yürürlükten kaldırılması, ya da o yasaların bu bentlere göre uygulama önceliğini haiz bulunmaları da söz konusu değildir.
Öbür yandan, karar yerindeki kabule göre, davacıların miras bırakanlarının işçi niteliği "Yüksek Hakem Kurulu'nca saptanmıştır. Sendikalar kanu'nun sözü edilen 2 nci maddesinin 4 ncü bendine göre, bu "bent gereğince işçi niteliğinin tespitinden doğacak uyuşmazlıkları Yüksek hakem kurulu kesin olarak karara bağlar." Nitelikce yaratıcı (=ihdası) değil, açığa vurucu (=izhar edici) olan bu kararların mahkemeleri bağlamıyacağını öngören yasal ve hukuksal bir neden ve dayanak yoktur. Yasakoyucu, başka alanlarda da idari belirtmelere böyle bağlayıcı güç ve nitelik tanımıştır.
Nihayet mahkemenin hükmüne dayanak aldığı davalı Kurum'un cevabı yazısından, davacıların miras bırakanları durumunda olan görevlilerin sonradan Kurumca işçi ve sigortalı işlemine bağlı tutuldukları açıkça anlaşılmaktadır.
Burada bir kimsenin "Sosyal Sigortalar Kanunu" anlamında "sigortalı" sayılamıyacak kimselerin İş Kanunu anlamında "işçi" sayılmalarına engel bir hükmün bulunmadığını ve her iki davanın birbirinden ayrı ve bağımsız kavramları oluşturduğunu da belirtmek gerekir.
O halde, davacıların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 12.3.1976 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy