(1086 S. K. m. 434)
Dava: Davacı, iş kazasında yaralanan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan kurum zararının rucüen ödetilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Temyiz dilekçesi PTT. vasıtasıyla doğrudan doğruya Yargıtay'a yollanmıştır. Her ne kadar temyiz dilekçesinin PTT.'ye veriliş tarihi, temyiz süresi içerisinde ise de, dilekçenin Yargıtay'a gelişi bakımından temyiz süresi geçmiş bulunmaktadır. Temyiz dilekçesinin PTT ile gönderilmesine yasal engel yoktur. Ne var ki, bu durumda PTT.'ye veriliş tarihi temyiz süresini kesmez (Bkz. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu m. 434, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.12.1965 T., ve 1025 - 469, ayrıca Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin, 10.04.1967 T., 2157 - 2447 sayılı kararları, Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü Sh. 709, dipnot 44/e, 773, dipnot 69, Ankara 1974, üçüncü baskı).
O halde, temyiz süresi geçtikten sonra verilen temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Sonuç: Temyiz dilekçesinin REDDİNE, Başkan M. Çenberci ve Üye T. Ozanoğlu'nun muhalefetlerine karşı Üye H. Mutlu, T. Uygur ve A. Gürün'ün oylarıyla ve oyçokluğu ile 7.04.1981 gününde karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Temyiz dilekçesinin 22.12.1980 tarihinde PTT. İdaresine teslim edilmiş bulunduğu zarf üzerindeki idareye ait damga ve onun içerdiği tarihten anlaşılmaktadır. Bu tarihin gözönünde tutulması durumunda temyiz süresinin aşılmadığı açık ve seçiktir. Öbür yandan, idare, ya da Yargıtay'da gerçekleşmiş gecikmelerin hukuksal sonuçlarını temyiz edene yükletilemeyeceği ortadadır. Bunun aksini öngören bir yasa hükmü de yoktur. Gerçekten HUMK. nun 434. maddesi, belirgin olarak sadece mahkemeye verilmiş temyiz dilekçelerini amaçlamaktadır ve bu yolda bir esasın kabulü doğaldır; PTT. ye verilmiş temyiz dilekçeleri ise, anılan maddenin kapsamı dışındadırlar ve bu maddenin benzetme yoluyla dahi bunlar hakkında uygulanmasını gerekli kılan bir neden yoktur. Anılan Kanunun 164. maddesi de bu yönü destekler.
Bu nedenlerle temyizin süresi içersinde bulunduğu görüşündeyiz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy