(506 S. K. m. 23)
Dava: Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar : 1 - ................
2 - Yasal dayanakları gösterilmeksizin 7/13987 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yapılan avans niteliğindeki yardımların rücu alacağına dahil edilmesi usule ve yasaya aykırıdır.
3 - Gerçi, evlenmemiş kız çocukların Sosyal Sigortalar Kurumunca bağlanmış sürekli işgöremezlik gelirinin -bunlar evlenmiş olmadıkça- yaşamları boyu süreceği 506 sayılı SSK. nun 23/VII. maddesinin açık hükmü gereğidir. Şu var ki bu esas, anılan yasaya ilişkindir ve onunla sınırlıdır. Bu yönden, evlenmemiş kız çocuklarının yaşamları boyunca bakım gereksinmesi içersinde olacaklarının ve ölenin destek yardımlarından yararlanacaklarının kabulüyle destekten yoksun kalma tazminatının bu esaslar çevresinde belirlenmesi gerektiği yollu mahkeme görüşü benimsenemez. Nitekim bugüne dek süregelmiş içtihat ve uygulamada -hiçbir sapma gözetmeksizin- bakım ihtiyacının ve destek yardımının son bulacağı varsayılan (farzedilen) tarih itibarıyla destekten yoksun kalma zararının giderilmesini öngörmüştür.
Şu duruma göre bu konuda çözümlenmesi gereken sorun, evlenmemiş kız çocuğunun bakım ihtiyacının ne zaman sona ereceği noktasında toplanmaktadır. Hiç şüphesiz, bu yönden -hiç değilse bu günler için kız ve erkek çocuklar arasında bir ayırım yapmak gereklidir. Gerçekten yaşam deneyimlerine göre erkek çocuklarının bakım ihtiyaçlarının kural olarak 18 yaşında sona ermiş bulunması, baskın olasılıktır (ihtimaldir). Zira, bu yaştan itibaren erkek çocuğun kendi çalışıp kazanarak gereksinmelerini bizzat karşılayacağı varsayılmaktadır. Günümüzde geçerli değer ölçülerinin bir sonucu olarak kız çocuğunun bakım ihtiyacının sona erdiği tarih ise, gene kural olarak, evlenmesinin baskın olasılık içerisinde bulunduğu yaştır. Türk Medeni Kanunu'nun 152/11. maddesi de bu yönü belirgin biçimde doğrulamaktadır. Bundan ötürü, bu konuda ameli bakımdan önemli olan, bu yaşın hangi yaş olduğudur.
Bu yönden, köylerde ve kentlerde evlenme yaşlarının birbirinden ayrımlı bulunduğu açık-seçiktir. Bu açıdan soruna yaklaşıldığında, kız çocuklarının evlenme çağlarının kural olarak köylerde 18; kentlerde ise, 22 bulunduğunun üstün olasılık olarak kabulü mümkündür. Elbette ki bu kural, gerçeğin olasılıklara ve varsayımlara üstünlüğü ilkesini bertaraf etmez. Giderek, her somut (müşahhas) olayda özellikleri gözönünde bulundurulması ödevini ortadan kaldırmaz. Lakin, böyle bir durum var olmadıkça, mahkeme, belirlenen esas içerisinde destekten yoksun kalma tazminatını belirlemekle yükümlüdür.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde ilgililere iadesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy