(818 S. K. m. 41, 42, 43) (506 S. K. m. 60)
Dava: Davacı, 677.600 TL. nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, bozmaya uyarak ilamında belirtilen şekilde isteği hüküm altına almıştır.
Hükmün davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, yaşlılık aylığına hak kazanma konusunda Kurum'un gerekli bilgileri sağlıklı bir biçimde verme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek yanlış bildirimde bulunması sonucu, bu cevaba güvenerek yaşlılık aylığı bağlanacağı inancıyla işinden ayrılmasından dolayı uğramış olduğu zararın giderilmesini istemiştir.
Dosya ve önceki bozma içeriğine göre olayda uyuşmazlık, sadece zararın kapsamının diğer bir anlatımla zarar miktarının saptanması yönteminin belirlenmesi noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda zararın kapsamının saptanmasında haksız eylemin niteliği ile davacının istek ve amacının gözönünde tutulması gerekir. Hal böyle olunca da, Kurumun haksız eylemi sonucu davacının mal varlığında husule gelen zararın davacıya bağlanması gereken yaşlılık aylığı olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, Kurumun cevabı yanıltıcı nitelikte olmasaydı davacının mal varlığında gelecekte ortaya çıkacak çoğalmanın, yaşlılık aylığı tutarı kadar olacağı kuşkusuzdur. Böylece, zararının ve tazminatın belirlenmesinde, davacıya olağan olarak bağlanması gereken yaşlılık aylığına ilişkin kazanç miktarının gözönünde tutulması gerektiği ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulmuş bulunması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.04.1985 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava; henüz yaşlılık aylığına hak kazanmamış sigortalının, davalı Kurumun verdiği cevaba güvenerek ve yaşlılık aylığı bağlanacağı inancı ile işinden ayrılması nedeniyle uğradığı zararın giderilmesi istemine ilişkindir.
Davalı Kurum, davacıya yaşlılık aylığı konusunda gerekli bilgileri, özellikle hangi tarihte yaşlılık aylığı almaya hak kazanacağını doğru ve sağlıklı bir biçimde bildirmekle yükümlü olduğu halde yanlış bilgi vermesi sonucu davacının işinden ayrılmasına ve zarar görmesine neden olduğu, zararı tazminle sorumlu bulunduğu tartışmasızdır. Uyuşmazlık davalı Kurumun yanlış bilgi vermesi, -haksız eylemi- sonucu meydana gelen zarar miktarının belirlenmesinde toplanmaktadır.
Tazmin, borçlu tarafından yapılan ve alacaklı mamelekindeki eksilmeyi telafi eden bir edadır. Olayların özelliğine göre aynen veya nakden olabilir. Nakden tazminde, zararlandırıcı olay gerçekleşmese idi zarara uğrayanın mal varlığının değeri ne olacak idiyse, mal varlığını o değere yükseltecek bir miktarda para vermek söz konusudur (voh Tuhr, Borçlar Hukukunun Umumi Kısımı, S: 104; Schmre. 132, 133; Tunçomağ Borçlar Hukuku, S: 479 ).
Öğretide de benimsendiği gibi zarar miktarının saptanması için, zararlandırıcı olay, -yanlış bilgi verme- olmaması halinde davacının mal varlığının ne olacağının gözönünde tutulması gerekir. Yanlış bilgi verilmemesi, davacının yaşlılık aylığına hak kazanma tarihi doğru olarak bildirilmesi halinde, davacını işini bırakmayıp çalışmaya devam edeceği, ücret ve sair haklarını alacağı tartışmasızdır. Bu nedenle zarar miktarının saptanması için bilimsel eserlerde de açıklandığı gibi, yanlış bilgi verilmemesi, davacının çalışmaya devam etmesi halinde alacağı ücret vesair haklarının nazara alınarak hesap yapılması gerektiği açıktır. Aksinin kabulünün hak ve nesafet kurallarına aykırı olacağı ortadadır.
Şöyle ki: Yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalının yasanın imkan verdiği işlerde çalışması gelir sağlaması mümkündür. Zarar miktarının tavanı, alacağı yaşlılık aylığına göre saptayıp bundan BK.nun 325. maddesine göre indirim yapılması gerçek zarar miktarının noksan saptanıp, bundan BK.nun 325. maddesine göre tam indirim yapmak olacağı için tazminat ve zarar saptama ilkesine ters düşeceği açıktır.
Yapılacak iş, Kurumun haksız eylemi sonucu davacının mal varlığında (uygun neden-sonuç) bağı çerçevesinde meydana gelen zararın tavanı, çalışması halinde alacağı ücret ve sair haklara göre hesaplanıp, bundan, davacının elde edebileceği yararlar düşünülerek; bakiyesine, takdir edilecek kusur oranı uygulanmak suretiyle bulunacak miktara hükmetmekten ibarettir.
Hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde BK.nun 43, 44 ve 325. maddelerinin gözönünde tutulacağı tabidir.
Açıklanan nedenlerle, sayın çoğunluğun zarar miktarının saptanması yöntemine ve bozma sebebine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy