(743 S. K. m. 2) (506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.1962 tarihinden itibaren üç ay süreyle asgari ücret karşılığı geçen, Kurum'a bildirilen fakat primleri yatırılmayan çalışmalarının tespiti ile anılan çalışmalarına ait yatırılmayan primlerin işverenden tahsiline karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: Davada, 1962 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında, davalı işveren şirkete ait işyerinde hizmet akdi ile çalışıldığının tespiti istenilmiştir. Mahkemece, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacının, anılan işyerine 1.6.1962 tarihinde girmiş olduğunu gösterir "İş Giriş Bildirgesi"nin işverence Kuruma verilip Kurum kayıtlarına geçtiği davacı tarafça mahkemeye sunulmuş bulunan dosya içeriğindeki 5.10.1987 gün ve 339399 sayılı Kurum cevabi yazısından anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, 506 sayılı SSK.'nun 3395 sayılı Yasayla değişik 79. maddesi hükümlerine göre, "yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurum'ca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." "İşe Giriş Bildirgesi"nin ise, maddede öngörülen "yönetmelikle tespit edilen belgeler"den olduğu söz götürmez. Bu nedenle de, yönetmelikle tespit edilen belgelerin işveren tarafından verilmediğinden bahsedilemez. Diğer taraftan, Kurumca da, davacının sigortalı olarak çalıştırıldığının bilinemediği ve tespit edilemediği iddia olunamaz. Öte yandan, bu maddi ve hukuki gerçekler gözardı edilmek suretiyle hak düşürücü süre def'ini ileri sürmek, Medeni Kanunun 2. maddesinde ifadesini bulan afaki iyiniyet kurallarına aykırı düşeceği cihetle, her iki davalının buna yönelik def'inin reddinin gerekeceği, giderek, olayda olduğu gibi işe giriş bildirgesi verilmiş ise, işe giriş bildirgesinden sonra kesintisiz devam eden çalışmalar hakkında artık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyeceğinden ve 506 sayılı SSK.'nun 3395 sayılı Yasayla değişik 79. maddesindeki unsurların gerçekleştiği kabul edilemeyeceğinden, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davanın esasına girilerek davacının göstereceği tanıkları dinlenilmek, taraflardan diğer delilleri sorulup -varsa- yöntemince toplanılmak suretiyle isteğin gerçek olup olmadığı yolunda yeterli ve gerekli araştırma yapmak, dosyadaki delillerin tümü birlikte değerlendirilip takdir edilerek, hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 5.4.1988 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy