(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, Aralık 1961-Ocak 1963 tarihleri arasında Orman İdaresine ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının sigortalı hizmetlerden sayılması gerektiğinin tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, zamanaşımı yönünden davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davacı, Aralık 1961-Ocak 1963 tarihleri arasında davalı Orman İdaresine ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmemiş bulunan çalışmalarının sigortalı hizmet olduğunun tesbitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, hakdüşürücü süre nedeniyle davayı reddetmiştir. Olayda, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 3395 sayılı Yasayla değişik 79/8. maddesi olduğuna göre, burada çözümlenmesi gereken uyuşmazlık konusu husus, tesbiti istenilen çalışmaların geçtiği iddia olunan Orman Genel Müdürlüğü ile davacının halen çalışmasını sürdürdüğü eski adıyla YSE Genel Müdürlüğü ve sonradan değişen yeni adıyla da Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün aynı işveren niteliğinde bulunup bulunmadığı, diğer bir anlatımla da, aynı işverene ait ve bağlı, muhtelif işyerleri durumunda olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır. Bilindiği gibi evvelce Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü, YSE Genel Müdürlüğü adı altında Köyişleri ve Kooperatifler Bakanlığı'na bağlı olarak, diğer davalı Orman Genel Müdürlüğü de Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesi içerisinde çalışmalarını sürdürmekteler iken, sonradan Bakanlıkların kuruluş ve görev esaslarının yeniden yasal düzenlemesi sonucunda, adı geçen her iki Bakanlık birleştirilmek suretiyle Tarım; Orman ve Köy İşleri Bakanlığı adı altında tek bir bakanlık haline dönüştürülmüş ve davalı her iki Genel Müdürlükte bu Bakanlığa bağlı birer kuruluş haline getirilmişlerdir. Böyle olunca da, önceleri ayrı Bakanlıklar bünyesi içinde, sonradan ise aynı tek bir Bakanlığa bağlı olarak faaliyetlerini sürdürmekte olan her iki Genel Müdürlüğe ait sözü edilen işyerlerinin aynı işveren Bakanlığa ait ve bağlı, başka başka işyeri niteliğinde bulundukları tartışmasızdır. Bu şekilde aynı işverene ait başka başka işyerlerinde çalışmanın sürdürülmesi halinde ise, bu işyerlerinden herhangi birisinde geçen çalışmaların bir ilamla saptanması istendiğinde de, hakdüşürücü sürenin o işyerindeki çalışmanın son bulduğu tarihe göre değil, genelde, o işverenin işindeki çalışmasının son bulduğu tarihe göre saptanması gerekeceği de söz götürmez.
Öte yandan, davacının tesbitini istediği söz konusu çalışmasının geçtiği 1963 yılının sonundan itibaren, aradan on yıl geçmeden tekrar aynı işverene ait ve bağlı diğer bir işyerinde 24.3.1972 tarihinde sigortalı olarak çalışmaya başladığı ve o tarihten, bu davanın açıldığı tarihe kadar da, arada on yılı bulmayan kesintilerle aynı işyerinde çalışmasını sürdürmekte olduğu, dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yine dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerle tanık anlatımlarına göre, kanıtlanmış durumda bulunan davanın, aynen kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı düşüncelerle olayda uygulama olanağı bulunmayan hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş bulunması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.09.1989 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy