(506 S. K. m. 4, 26) (818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı, iş kazasında ölen sigortalı işçinin hak sahiplerine yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi .................... tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: Davalı ......................., işveren vekili durumundadır. 506 sayılı Kanunun 4. maddesinin zararlandırıcı sigorta olayının vuku bulduğu 15.9.1983 tarihindeki hükmüne göre, işveren vekili, ancak mali olmayan yükümlülüklerde aynen işveren gibi sorumludur. Bu nedenle davada, İşveren vekilinin bu sıfatla sorumluluğu düşünülemez. Ne var ki, kesinleşen ceza mahkemesi kararında, davalı..........., su motorunun yerini değiştirirken, yeni monte edildiği yerde topraklama yaptırmadan motoru çalıştırmak ve bu sırada sigortalının elektrik ceryanına kapılmasına yol açmakla kusurlu bulunmuş ve bu nedenle hükümlendirilmiştir. Öte yandan, sigortalı da ana şalteri kapatmamakla kusurlu sayılmış, işbu davada alınan kusur raporunda ise kusurun tümü asıl işveren durumundaki limited şirkete yüklenmiştir. Hükme esas tutulan bu raporda varılan sonuç, maddi olgulara ters düşmektedir. Gerçekten Borçlar Kanununun 53. maddesi hükmünce, ceza mahkemesince tesbit edilen kusur oranı hukuk hakimini bağlamaz ise de, ceza mahkemesinin saptandığı maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağı belirgindir. Bu durumda, topraklama yaptırmayan...............'ye, ana şalteri kapatmayan sigortalıya kusur vermeyen bilirkişi raporu, Borçlar Kanununun madde 53 hükmüne de aykırı biçimde düzenlenmiş sayılacağından hükme esas tutulamaz. Bu olayda, asıl işverenin de kusuru saptanmış olduğundan müteselsil sorumluluk söz konusudur. Fakat müteselsil sorumlulukta, davacı, müteselsil sorumlulardan birini de dava edebilir, tümünü de dava edebilir. Olayda, yukarıda açıklanan çerçevede bir miktar kusurlu sayılması gereken ........................ hakkındaki davanın husumet açısından tümüyle reddi bu nedenle isabetsizdir. Mahkemece, yapılacak iş, açıklanan biçimde araştırma ve incelemeyi tamamlamak ve hasıl olacak sonuç uyarınca davalı .................... nın kusur oranına göre hüküm kurmaktan ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 15.12.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy