(506 S. K. m. 26)
Dava: Davacı, işkazasında malul kalan sigortalı işçi için yapılan harcamalar üzerine uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hükmün, davacı ve davalılardan Alman avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine; temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla, dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:
Karar: 1 - Sigorta olayının davalılardan MKE.'nin işyeri hudutları içerisindeki bir hemzemin geçitte, sigortalının kullandığı trenle davalılardan Ahmet'in kullandığı kamyonun çarpışması şeklinde oluştuğu ve bu hemzemin geçite takriben 280 m. uzakta asıl hemzemin geçit kullandırılmıyarak, sonradan doldurulmak suretiyle tesis edildiği ve karşılıklı kullanılan araçların çarpışmaması için hiçbir önlem ve sinyalizasyon tertibatı kurulmaksızın kullanıldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Çarpışan tren ve kamyonun sürücülerinin birbirlerine görmesi ve çarpışma meydana gelebileceğini anlayabilecek durumda bulunmaları itibariyle, tren sürücüsü sigortalının ve ondan daha baskın olarak gelmekte olan trene geçiş üstünlüğü tanımak durumunda bulunan davalı Ahmet'in, kusurlu sayılacakları tartışmasız ise de, işveren MKE.'de böylesine tesis ettiği hemzemin geçitte gerekli önlemleri almaması nedeniyle münasip bir miktar kusurlu sayılacağı da belirgindir. Nitekim, sigortalı tarafından MKE. aleyhine açılan tazminat davasında, MKE. bir miktar kusurlu sayılmış ve verilen karar kesinleşmiştir. Bu dosyada anılan tazminat davasındaki kusur raporu 506 sayılı Kanunun 26. maddesine uymadığından kesin bağlayıcı nitelikte değilse de, yukarıda açıklanan olgular karşısında yeniden alınan bilirkişi raporu doyurucu ve inandırıcı sayılamaz. Böyle olunca, konunun yeniden uzman bilirkişi kuruluna incelettirilerek, açıklanan gerekçelerle, gerek MKE. gerek davalı Ahmet'i ve gerekse sigortalıyı kusurlu sayacak biçimde rapor elde edilip yöntemince değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeyle yazılı biçimde hüküm kurulması,
2 - Sigortalının işveren aleyhine açtığı davada elde edilen hesap raporu halefiyet kuralı gereğince işbu rücu davasında bağlayıcı olacağından tavanın o rapora göre belirlenmesi ve rücu tazminatının sözkonusu rapor çevresinde ve o davada hükmedilen tazminat miktarı da indirilmek suretiyle saptanması ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, sonradan alınan hesap raporunun hükme esas tutulması usul ve kanuna aykırıdır.
3 - Faiz başlangıcının açık biçimde karar yerinde belirtilmemesi de isabetsizdir.
O halde, tarafların bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 19.1.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy