(506 S. K. m. 79)
Dava: Davacı, davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü'ne bağlı işyerinde 1957 yılı Ağustos ve Eylül aylarında geçen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı ve davalılardan Karayolları Genel Müdürlüğü avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve tetkik hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi:
Karar: 1- Aşağıdaki bozma nedenine göre davalı Karayolları İdaresinin temyiz itirazlarının reddine.
2- Dosyadaki 1957 Eylül ayına ilişkin işçi sigortaları prim bordrosuna göre davacıdan ihtiyarlık sigortası primi kesilmiştir. Bu durumda davacının, kendisinin sigortalı sayıldığı inancını taşıması doğal olup, hizmetinin tesbiti için kanunda öngörülen hak düşürücü sürenin hizmetin geçtiği yılsonundan başlayarak, değil, primi kesilen hizmetin işverence Kurum'a bildirilmediğini öğrendiği tarihte başlaması Dairemizin ve giderek Yargıtay'ın yerleşmiş görüşlerindendir. Bu nedenle, anılan ay yönünden tesbite karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen hükmün yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Başkan V. Resul A.'nün muhalefetine karşı Üye Yılmaz D., Adnan H., Erdoğan A. ve Oktay İ.'in oylarıyla ve oyçokluğuyla 23.09.1991 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/8. maddesinde açıkça usul ve esasları tüzükle tesbit edilen belgeleri işveren tarafından Kurum'a verilmeyen sigortalıların çalışılan yılsonundan itibaren on yıllık hak düşürücü süre içerisinde mahkemeye dava açabilecekleri öngörülmüştür. Olayda davacının çalışması ile ilgili hiçbir belgenin Kurum'a verilmediği ve işi terk ettiği tarihten beri de dav tarihine kadar on yıllık sürenin fazlasıyla geçtiği anlaşıldığına göre davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Ayrıca işverenin primleri kesip Kurum'a intikal ettirmemesinin kusurunu Kuruma yüklemek hukuksal açıdan mümkün görülemez.
Bu nedenlerle kararın onanması oyundayım. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy